SOVYETLER BİRLİĞİ VE İNANÇ-2

Kutsala karşı yürütülen yumuşak siyaset, 1927 yılından itibaren iktidarı zora sokmuştur (Slezin, 2013). Stalin bundan sonra Partinin dini önyargılarla ilgili tarafsız bir tutum sergileyemeyeceğini, sömürücü sınıfları destekleyen muhalif din adamlarını etkisiz hale getirmek için kutsala karşı propaganda yoluyla mücadele edeceklerini dile getirmiştir (Yaroslavski, Pravda, 1927). Kendi sözleri ile “Muhalif ruhban sınıfına baskı yaptık mı? Evet, yaptık. Asıl sorun henüz tamamının hakkından gelmemiş olmamız” şeklinde ifade etmiştir (Stalin, 1947-1954). Bu açıklamaların ardından, 1929 yılının yazında kiliseler kapatılmaya başlanır. Halkın bu uygulamalara karşı ayaklanması uzun sürmemiştir. Birliğin birçok kesiminde direniş başlamış, bu direnişler cezasız kalmamıştır. Din karşıtı olan basın, uygulanan cezaları yayınlayarak korku salmıştır (Antireligioniznik, 1929).

Stalin döneminde tüm hızıyla sürdürülen din karşıtı propagandalar 1936’da kabul edilen yeni SSCB Anayasası ile farklı bir boyut kazanmıştır. Stalin Anayasası olarak da bilinen yeni anayasanın 124. maddesi Rus yurttaşlarının vicdan hürriyetinin sağlanması hedefiyle kilisenin devletten ve okullardan ayrıldığını belirtir (Tsıpin, 1997). Burada açıkça daha önce bahsettiğimiz “İnanç Özgürlüğü” konulu kararnamenin yasallaştığını görmekteyiz. II. Dünya Savaşı’nın hemen öncesine baktığımızda Sovyetler’de kilise neredeyse yok hükmündedir, büyük ölçüde pasifize edilmiştir. Fakat izleyen savaş yıllarında Stalin Ortodoks kilisesini kullanarak dış ilişkilerde nüfuzunu ve tesirini arttırmaya çabalamış, din karşıtı politikaları yumuşatmak üzere adımlar atmıştır. Almanya’nın SSCB ile 1939 yılında imzalamış olduğu “Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı”nı yok sayarak 22 Haziran 1941 tarihinde Sovyet topraklarını işgale başlamasıyla gelişen olaylarda kilisenin Sovyet hükümetini Almanlara karşı desteklemesi, kilise karşıtı politikaların yumuşatılmasında büyük bir etkendir. Yeni din politikalarının ardından kiliseler tekrar açılmaya başlanmış, din özgürlüğü yüksek ölçüde artmıştır. Savaş sonrasında din karşıtı muhalif kesimden sesler yükselmiş, savaş bittiğine göre artık kiliseye ihtiyaç kalmadığını savunmuş olsalar da bu kesimler Kruşçev başa geçene dek etkili bir sonuç elde edememiştir.

Savaş döneminde ve Stalin’in 1953 yılında ölümüne kadar olan süreçte kilisenin yoğun propaganda faaliyetlerinden kurtulması ve rahat hareket alanı bulabilmesi, Stalin’in bu kritik dönemde kilisenin gücünü kullanmak istemesiyle gerçekleşmiş olur. Bu dönemde halka hitap ederken dahi Sovyet ideolojisini, ateizm ve komünizm ifadelerini bir kenara bırakan Stalin, Rus milliyetçiliğini ön plana çıkaran söylemlerde bulunmuştur. Dış ilişkilerde kilisenin etkinliğini ve potansiyelini fark eden Stalin, denetimi elinde bulunduracak şekilde kilisenin tekrar güç kazanmasına izin vermiştir (Saraç, 2019). Bu durum 1957’ye kadar sürmüştür, Kruşçev göreve geldiğinde din karşıtı bir tutum izlemeye başlaması uzun sürmemiştir. Tutumu, Sovyet Bilim Akademisi’nin resmî gazetesinde şöyle doğrulanmıştır:

“Dine karşı olan mücadeleye devam edilmeli, hatta bu mücadeleye olan destek arttırmalıdır, parti hiçbir zaman din ile uzlaşmamış ve uzlaşmayacaktır.” (Pospielovksy, 1988).

Bu gibi açıklamalar toplumun inançlı kesiminde ciddi bir şok etkisi yaratmıştır. Kruşçev birçok kez kendisini ateizme adadığını belirtse de halkın inanç sahibi kesimi en azından dini tolere etmeye devam edeceği beklentisi içindeydi (Coşkun, 2008).

Sovyet Propagandaları

Kilise ile mücadele çerçevesinde hükümetin izlediği yollara bakıldığında yaşanan bu kaotik durumun toplumu ve “birliği” olumsuz etkileyeceği açıkça görülmektedir. Kilisenin vergilerini arttırmak, tüm dini kuruluşların bağış ya da toplum hizmeti yapmasını yasaklamak, vaftiz, evlilik ve cenazelere sadece kayıt koşuluyla izin verilmesi, yürütülen yoğun medya kampanyaları örnek olarak gösterilebilir.

Bu dönemde İslam da ciddi tehditlere maruz kalmıştır. Müslümanlar, Hristiyanlardan sonra ülkedeki en kalabalık ikinci gruptu ve nüfusları 45-50 milyon civarındaydı. İslama saldırı ideolojik propaganda ve ikna çalışmalarıyla başladı, sonrasında da camilerin kapatılması ve toplum baskısı gibi yöntemlerle devam etti.(Kantemir, 1959).

Hristiyanların ve Müslümanların yanı sıra Yahudiler de bu dönemde oldukça zorlu bir süreçten geçmiştir. Atlattıkları soykırımın etkilerini hala üzerlerinden atamamış olmaları bir kenara bırakıldığında bir vatanlarının bulunmaması, dinlerini özgürce yaşayacak durumda olmayışları bu kesimden bazı insanları da Sovyet hükümeti karşıtlığına itmiştir.

Ülkedeki bu baskılar sürerken Kruşçev, yurtdışında SSCB’nin tüm dinlere özgürlük tanıyan bir devlet olduğu imajını yaratmak için çalışmalar yürüttü. Dünyanın her yanındaki hem İslam hem Hristiyan konferanslarına temsilciler gönderildi. Aslında gönderilen bu temsilciler gerçek din liderleri değillerdi, Sovyet yanlısı propagandacılar idiler. Bu sayede hükümet, inancın ülkedeki durumunu kendi sınırları içinde tutmayı hedeflemekteydi (Coşkun, 2008).

Sonuca gelindiğinde, Sovyetler Birliği’nin 1917’de kurulup 1991 yılında dağılışına dek dinler konusunda izlediği katı tutum, inançlı kesimin tepkisini çekmiştir. Baskıcı, yıldırıcı politikalar ve yoğun propagandalar II. Dünya Savaşı zamanı on senelik bir dönemde oldukça hafifletilse de sonrasında oldukça sert ve keskin bir şekilde eski yöntemlere dönülmesi, bu tepkileri doruk noktasına çıkarmıştır. Dolayısıyla Tanrı varlığını kabul etmeyen Sovyet ideolojisi ve dini görüşlerin çatışmasında ayakta kalan taraf inanç olmuştur.

Slezin, A.A., Antireligioznoye nastuplaniye sovestskogo gosudarstva, 2013.

Stalin, I.V., Sobr. Soç. T.10. Moskva: Gosudarstvennoye izdatel’stvo politiçeskoy literaturı, 1947-1954.

Tsıpin, V.A., İstoriya Russkoy tserkovi 1917-1997, İzdatelstva, Moskva, 1997.

Van Den Bercken, W., Ideology and Atheism in the Soviet Union, 1985.

Yaroslavski, Y.M., Sotssorevnovaniye i antireligioznaya propaganda, Pravda: 1 Maya, 1929.

Bengisu Dereş
The FEAS Journal Yardımcı Genel Yayın Yönetmeni, Gazi Üniversitesi, Uluslararası Ticaret Bölümü.
Yazı oluşturuldu 2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön