ASALA TERÖR ÖRGÜTÜ

Bu çalışmada incelenecek olan ASALA Terör Örgütü, başta Türk diplomatları olmak üzere katledilen farklı milletlerden insanlar da değerlendirilerek tarihsel süreç içerisinde Ermeniler ve Ermenistan kapsamında ele alınacaktır. ASALA, paramiliter etnik bir terör örgütü ve ideolojilerini Marksizm – Leninizm ve Türk Düşmanlığı olarak belirlemiş kendi içinde zıt kutuplarını taşıyan bir örgüttür. Örgütün İngilizce açılımı ‘Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia’ Türk dilinde ise ‘Ermenistan’ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu’anlamına gelmektedir. Örgüt aktif olarak 1975-1994 yılları arasında etkinliğini korumuştur. Örgüt, Beyrutlu Ermeni Agop Agopyan ya da bilinen diğer bir adıyla ‘Harutün Tokaşyan’ tarafından, 1975 Lübnan İç Savaşı sırasında, Beyrut şehrinde, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi yardımı ile kurulmuştur. (Çam, 2014)

Kısaca Ermeniler

Ermeniler, uzun yıllardır Anadolu Yarımadasında ikamet eden etnik bir gruptur. Bu topluluğun kökenleri hakkında bir uzlaşma olmasında genel kabul gören; M.Ö. 400 yıllarında Türkiye’nin Doğu Anadolu bölgesinde yaşamışlardır. Ermeniler kendilerine “Hayk” yaşadıkları bölgeye de “Hayastan” demişlerdir. Osmanlı Devleti zamanında bu topraklarda ticaret ve sanat ile uğraşmış, devletin birçok kademesinde görev almışlardır.  “Millet-i sadıka” (Halaçoğlu, Ermeni Tehciri, 2019) olarak bilinen Ermeniler ve azınlık tebaası 1839 yılında Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nun ilan edilmesiyle Müslüman tebaa ile eşit sayılmışlardır. Ermenilerin nasıl bir sorun haline geldiği meselesinde cevap oldukça açıktır. Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma döneminde Batılı Devletler tarafından oluşturulan cemiyetlerde yer alan azınlık tebaasında sayıca fazla olarak Rumların ardından Ermeniler gelmiştir. Bunun sebebi yalnızca Hristiyan olmaları değil, imzalanacak olan anlaşmalar gereğince azınlıkların devlet kurmasına izin verilecek olmasıdır. Dolayısıyla Ermeni Ortodoks Gregoryen Kilisesi, özerk yapıya sahip devlet kurma talebinde bulunmuştur.  Aynı zamanda 1800’lü yıllardan itibaren Protestan misyonerlerin ülkeye gelişiyle Osmanlı, Protestan Ermeni Kilisesini tanımıştır. Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından 1878 yılında Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması’nın 16. Maddesi gereğince Ermenilere devlet kurma hakkı verilmiştir. İlk defa uluslararası alanda yer alan Ermeni Sorunu sonrasında anlaşmanın fesh edilmesiyle, Ermeniler 1920 yılına kadar devlet kurma hakkını elde edememiştir.  Sevr Antlaşmasının 88. ve 93. Maddeleri gereğince Ermenistan’ın tanınmasıyla; Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis, ABD Başkanı Wilson tarafından Ermeni toprağı sayılmıştır. Ancak bu anlaşma gerçekleşmemiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı Millî Mücadele sonrası 24 Temmuz 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması gereğince Ermeniler azınlık statüsünü almış ve anayasal hakları belirlenmiştir. (Akbulut, 1995)

1915 Olayları

Ermeni Tehcirini açıklayabilmek için Tehcir kelimesinin Osmanlı Tarih Terminolojisinde anlamını bilmek gerekmektedir. ‘Ülke içinde bir yerden başka bir yere nakil anlamını taşıyan ‘zorunlu göç’.’ tanımı ve belgelerde ‘sevk ve iskân’ olarak yer alan Ermeni olayları her iki taraf açısından günümüzde de uluslararası alanda tartışılan bir konudur. Fakat asıl mesele şudur ki bu göç Osmanlı Devleti dışına başka bir ülkeye yapılmamış, böyle bir durum söz konusu değildir. (Mert & Kurban, 2016) 24 Nisan 1915’te Osmanlı Dâhiliye Nezareti’nin aldığı karar doğrultusunda gerçekleştirilen ve Doğu Cephesine gönderilen yazıda “Ermenilerin Doğu Anadolu vilayetlerinden, Zeytun’dan ve buna benzer yoğun bulundukları yerlerden Diyarbekir vilayeti güneyine, Fırat nehri vadisine, Urfa, Süleymaniye yakınlarına gönderilmeleri şifahen kararlaştırılmıştır.” (Halaçoğlu , 2008)ifadeleri yer almıştır.

Zorunlu göçün neden ve hangi şartlar altında yapıldığı, tarihi belge ve kanıtlar doğrultusunda her göçte yaşanan gibi ölümler ve hastalıklar elbette ki yaşanmıştır. Burada soykırım denilebilmesi için kitlelerin fabrikasyon şeklinde ölüme tabi tutulması gerekmektedir. Ancak 1915’te yaşananların, karşılıklı saldırılar olmak suretiyle ölümler olduğu kabul edilmeli ve zorunlu göç teriminin doğru anlaşılması gerekmektedir. Bölgede güvenliği tehdit altında olan bir milletin, o millet içerisinde bulunan başka bir azınlık tarafından saldırıya maruz kalması sonucunda devletin aldığı karar ulusal güvenlik için geçerli bir sebeptir. Türkler ve Ermeniler arasında yaşanan bu sorunun dünya basınında bu denli bahsi geçmesi Ermenistan’ın bağımsızlığını ilan ettiğinden bu yana devam eden “Büyük Ermenistan” hayali ve sözde soykırım iddiası üzerine intikam alma niyetindedir. 

ASALA Örgüt Yapısı ve Gerçekleştirdikleri Suikastlar

Marksist çizgileri doğrultusunda üst yapıyı hedef alan terör ve şiddet uygulamalarıyla ASALA örgütü hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır. 20 Ocak 1975’te Dünya Kiliseleri Konseyi Bürosu’na yaptığı saldırıyla adını duyurmuştur. (İşeri, 2008)

“ASALA, genel merkezi; Beyrut’un Burç Hamud Mahallesi, Manus mevkii, Amanus Sokak’taki bej renkli 4 katlı binanın en üst katındadır. Resmî yayın organı aylık “Azada Kurum” gazetesidir.” (Tuncer, 2018) Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Ohannes Manukyan olarak bilinmektedir. Örgütün mali yükü Beyrutlu Ermeni Setrak Bogosyan tarafından karşılanırken, Merkez Yönetim Kurulu Başkanlığını Beyrutlu Aram Madeyan yapmaktadır.

Merkez Komitesine bağlı olarak; Siyasi Komite, Mali Komite, Propaganda ve Yayın Komitesi, İstihbarat Komitesi ve Askeri Komite gibi alt kuruluş ve organları vardır. Benzer terör örgütleri gibi ASALA, gayri nizami harp disiplinine sahip olarak birbirinden bağımsız komiteleri tek bir çatı altında toplamak adına Lübnan Merkez Komitesini örgütün güç merkezi seçmiştir. (Çam, 2014) Askeri ve siyasi komite şeklinde ikiye ayrılarak; siyasi merkezlerde ülke ve bölge sorumluları görevlendirilmiştir. Askeri Merkezlerde ise komuta gruplarına ayrılarak 2 veya 4 kişiden oluşan hücreler şeklinde örgütlenmişlerdir. Bu kişiler birbirlerine tanımamakta ve örgüt gizliliğe oldukça önem vermektedir. Askeri komitelerinden isimleri açığa çıkarılan gruplar şu şekilde sıralanmaktadır; (İşeri, 2008)

  1. Şehit Refti Balian Komando Grubu,
  2. Kara 24 Nisan Komando Timi,
  3. Gürgen Yanikyan Komando Grubu,
  4. Yanikyan ve Sasunyan Komandoları,
  5. Avrupa 21. Komando Grubu,
  6. Ermeni Adalet Komitesi,
  7. Antranig Paşa Komandoları (Çitlioğlu, 2007)

ASALA örgütü ile PKK arasındaki temas oldukça açıktır. Birbirlerini tamamlayan ideoloji ve hedefler doğrultusunda ASALA ve diğer Ermeni örgütleri PKK terör eğitim kamplarında ders alarak; Doğu ve Güneydoğu bölgesinde devlet kurma hayali içinde olmuşlardır. Örgütün benzer örgütlerle olan ilişkisi Türkiye’deki solcular ve devrimcilere de temas etmeye çalışmış, İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) ve İtalya’nın Kızıl Tugayları ile ilişki içinde oldukları bilinerek Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile birlikte çalıştıkları ve Lübnan’daki kamplarda o zamanki isimleri ile ‘Apocular’ı eğittikleri bilinmektedir. (Tuncer, 2018)

ASALA, 1979 yılında Paris’te düzenlenmiş Ermeni Konferansı sırasında Fransa’daki Ermeni teröristleri de bünyesine almıştır. 1982 yılında İsrail’in Filistin’i işgali üzerine ASALA bölgeden ayrılarak güvenli barınma imkanına sahip olabileceği İran ile Yunanistan’a geçiş yapmıştır. İlk suikast, Viyana’da 22 Ekim 1975 tarihinde Türkiye’nin Avusturya Büyükelçisi Daniş Tunalıgil’in öldürülmesinin ardından Türk diplomat ve ailelerine karşı gerçekleştirilecek olan suikastlara başlamıştır. 21 ülkenin 38 kentinde 39’u silahlı, 70’i bombalı ve 1’i işgal olmak üzere toplam 110 eyleminde suikast girişimi, bombalı saldırı ve rehin alma türü eylemler gerçekleştirmiştir. (İşeri, 2008)

Türkiye’de tam olarak militan desteği sağlayamadığı için Türkiye özelinde Esenboğa ve Kapalıçarşı Baskını gerçekleştirmiştir. Gerçekleştirmiş oldukları eylemler aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ASALA terör örgütünün gerçekleştirmiş olduğu eylemlerden bazıları
Kaynak: (Karaş, 2007)

ASALA’nın Hedefleri ve Örgütün Dağılışı

Örgütün amacı genel olarak Ermeni Soykırımını Türkiye’ye kabul ettirerek tazminat ödemesini sağlamasının ardından Büyük Ermenistan “hayalini” gerçekleştirmektir.

ASALA’nın belirlediği yol haritasını 1980 yılında ‘Hayastan’ adlı bir dergi yayınlamıştır. Hedefleri şu şekildedir;

 1. Diaspora desteğinde bu ülkelerde silahlı tedhiş hareketlerine ağırlık vermek ve bu eylemleri zaman içinde Türkiye’de de başlatmak,

2. Diaspora’nın dağınık topluluklarını birleştirmek, örgütün temellerini sağlamlaştırmak,

3. Dünyada Ermenilere destek veren PKK gibi diğer devrimci ve ML güçlerle iş birliğine gitmek,

 4. Sovyetler Birliği’nden tam destek alarak, Sovyet Ermenistanı’nı üs olarak kullanmak. (Tuncer, 2018)

ASALA finans sorununu çözmek için birçok iş birliği gerçekleştirmiştir. Uyuşturucu ve silah kaçakçılığı olmak üzere pek çok işin içinde bulunmuştur. Terör örgütü içerisinde yer alan tarafların çoğu zaman anlaşmaya varamadığı konular gündeme gelmiştir. Bunlardan en bilineni ASALA’nın 15 Temmuz 1983 tarihinde THY’nın Orly bürosu önünde patlattığı bomba üzerine olay yerinde 28’i Türk, 63 kişinin yaralanması ve 8 kişinin ölmesiyle ASALA eylemleri uluslararası arenada özellikle Avrupa Devletleri ve Fransa tarafından eleştirilmiştir. Eleştirmelerinin ardında yatan en büyük sebep örgütün sivilleri hedef almasıdır. Monte Melkonian ASALA’dan ayrılması ve Ulusal Ermeni Hareketi Lideri Ara Toranyan’ın da örgütten desteğini çekmesi örgütü sona yaklaşmıştır. ASALA’nın arkasında bulunan dış güçlere göre ASALA misyonunu tamamlamış ve ASALA’nın ortadan kaldırılması ve sonrasında onun yerine ikame edilen PKK’ya destek verilmesi kararlaştırılmıştır. Bazılarına göre Ermeni terör örgütünün Türk diplomatlara yönelik saldırılarına son vermesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından gizli görevle görevlendirilmiş özel timin (Abdullah Çatlı’nın dahil olduğu) yurtdışında Ermeni teröristleri el altından yok etmesi sonucunda gerçekleşmiştir

Sonuç

Ermeni (sözde) Soykırımı” ile başlayan Ermeni Sorunu, Türkiye ve Dünya gündeminde sürekli tazelenerek devam etmektedir.  Son olarak ABD Başkanı Joe Biden 1915 olaylarını “Ermeni Soykırımı” olarak tanıdığını söylemiştir. ASALA, yasal olmayan yollarla devlet yaratmaya çalışan örgütlerin sonu olmamakla birlikte; bu tür gruplar, yapısı aynı kalmakla beraber isimleri değişerek dünyada var olmaya devam edecektir.

Sıla Bal tarafından The FEAS Journal adına hazırlanmıştır.


KAYNAKÇA

Akbulut, İ. (1995). Türk Tarihinde Ermeniler. Ankara Üniversitesi SBF Dergisi.

Çam, M. M. (2014). Ermeni Terör Örgütleri ve ASALA. YENİ TÜRKİYE.

Çitlioğlu, E. (2007). Ölümcül Tahterevalli Ermeni ve Kürt Sorunu. Ankara: Destek Yayınları.

Halaçoğlu , Y. (2008). Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları. İstanbul: Babıali Kültür Yayınları.

Halaçoğlu, Y. (2019). Ermeni Tehciri. İstanbul: Babıali Kültür Yayıncılığı.

İşeri, R. (2008). TÜRKİYE’DE ETNİK TERÖR: ASALA VE PKK ÖRNEĞİ. Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Karaş, Z. (2007). Ermeni Terör Örgütü: ASALA. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi Atılım Üniversitesi. Ankara .

Mert, H., & Kurban, V. (2016). Azerbaycan Basınında 1915 Ermeni Meselesi. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,, 3(16), 183-196. doi:10.18037/ausbd.390405

Tuncer, A. (2018). ASALA ÖRGÜTÜ. Türk Dünyası Araştırmaları, 85-104.

#ZıtFikirlerBirbiriniYaşatır #WriteYourself, reach us: info@thefeasjournal.com
Yazı oluşturuldu 58

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön