RUSYA’NIN EKONOMİK LİBERALLEŞMESİ

ÖZET

Rusya tarihi boyunca, inişli çıkışlı süreçler yaşamıştır. Bu inişli çıkışlı süreçlerin dönüm noktası; 1905, 1917 ve 1991’dir. Bu verilen tarihlerin ilki olan 1905 yılında siyasal olarak bir liberalleşme yaşanmıştır. Fakat, serfliğin de çözülmesiyle ekonomik çıkmaza giren Çarlık Rusya, Feodalizmden sıyrılarak 1917’de sosyalizm politikalarını benimsemiştir. Fakat Soğuk Savaş’ta Amerika Birleşik Devletleri’ne mağlup olan Rusya, bu yenilgiyi kabul ederek dünya küresel sistemine entegre olmuştur. Bu makalede vurgulanmak istenen unsur, siyasal dönüşümlerin ekonomik faktörleri ne derecede etkilediğini vurgulamaktır.

Anahtar Kelimeler: 1917 Bolşevik Devrimi, 1905 Devrimi, SSCB, Rusya, Ekonomik liberalleşme,

Giriş

Devrim kelimesi temel olarak mevcut düzene karşı gelmek ve o düzeni değiştirmek anlamına gelir. Mevcut düzene karşı gelen dünya tarihinin en büyük devrimi ekonomik açıdan Sanayi Devrimi; sosyal ve siyasi açıdan ise Fransız İhtilali’dir. Öte yandan, İngiliz veya Amerikan devrimleri de ele alındığında, Batı merkezci bir perspektifle sosyal hareketlerin modern siyasal yapıyı şekillendirdiği söylenebilir. Fakat dünya tarihi açısından diğer önemli iki devrim ise Rusya’da gerçekleşmiştir. Bunlardan birisi 1905 Devrimi, bir diğeri ise 1917 Bolşevik Devrimi’dir (Öztürk, 2017: 11; Ağır, 2019: 327).

II. Nicholas Dönemi’nde Balkanlarda istediği başarıyı yakalayamayan Rusya, 1904-05 yıllarında Doğu Asya’da agresif bir politika izlemiştir. Böylece Rusya, Japonya’nın hakimiyet kurabileceği bölgeler olan Mançurya ve Kore’ye girerek Japonya ile mücadeleye girmiştir. İlk başta Japonya, savaş bile ilan etmeden Port Arthur’da baskın düzenleyerek Rus donanmalarını önce Pasifik Okyanusu’nda, ardından Baltık Denizi’nde yerle bir etmiştir. O zamanlarda en güçlü kara kuvvetlerine de sahip olan Japonya, kara muhaberesinde de Rusya’yı alaşağı etmiştir. Bu yenilgi sonucunda Çarlık Rusya’da işler karışmıştır.  Çar’a muhalefet olan kesim için bu çok önemli bir fırsattı. Ilımlı muhalifler bile bu süreçte hükümete karşı söylemlerini sertleştirmişti. Bu devrimin arka planındaki bir süreçti. Fakat 1905 Devrimi’ni ateşleyen olay; çeşitli sosyal grupların Rus sosyal ve politik sistemine olan hoşnutsuzluklarını dile getiren muhaliflerin liberal söylemlerden grevlere kadar uzanan protestoları, öğrenci, işçi, köylü ve askeri isyanları ve terörist suikastlarıydı. Kurtuluş Birliği tarafından hazırlanan bu süreç, kanlı pazar günü St. Petersburg’daki Kış Sarayı’ndan önceki meydanda barışçıl göstericilerin katledilmesiyle sonuçlandı. 1905 Rus Devrimi, Çar Nicholas II’yi Rus hükümetinin bir otokrasiden anayasal bir monarşiye dönüşmesine teşebbüs etmeye ikna etmede etkili olan bir ayaklanma olurken; diğer yandan  Çarlık Duma’sının kurulmasına ve çok partili seçimlerin yapılmasına neden olmuştur. 1906 Anayasası meydana getirilmiştir. Öte yandan 1905 Devrimi’ni işçi ve köylülerin desteklediği sosyalist bir devrim olarak belirtmek yanlış bir ifadedir. Çünkü devrim sürecine etki eden grup, radikaller/sosyalistler değil liberallerdi. Öte yandan “anayasal” bir monarşi olması ve çok partili seçimlerin yapılması da Çarlık için liberalleşmenin bir göstergesidir (Öztürk, 2017: 12; Britanica, 2021b; Acar, 2008; 85-86).

1917 yılına gelindiğinde ise Rusya için siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan yeni bir dönüm noktası olmuştur. Çünkü 1917 yılında Rusya’da gerçekleşen ikinci devrimle birlikte, dünyanın en büyük ve ilk Sosyalist Devleti olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin tohumları ekilmiş, Lenin’in “ekmek, barış, özgürlük” sözleri altında gelişen bir hareket ortaya çıkmıştır (Ağır, 2019: 329- 330). 1905 Devrimi’nin nüksetmesi sonucunda gerçekleşen bu devrim, Petersburg şehrinde ortaya tüm Dünya’nın kaderini etkilemeye başlamıştır. 1917 Devrimi’de  1905 tarzı toplu genel grev çağrısıyla birleşmesiyle ortaya çıkmış ve on binler Çariçe’nin bulunduğu Kışlık Saray’a doğru ilerleyerek kenti felç etmiştir. Bu olayların sonucunda devrimciler, Çar ve Çariçe’yi tahttan indirmeyi başarmıştır. Bu devrimcilerinin içinde çok sayıda siyasal akım vardı. Bunlar; Bir kısım liberalleri de içinde barındıran Menşevikler, Komünist Bolşevikler, Köylü Partisi mensubu Devrimci Sosyalistler, köktenci liberaller, Milliyetçiler, Panturancılar, Panislâmcılar gibi gruplardı. I. Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan bu süreçte yalnız Bolşevikler gücünü yitirmiş askerlere barış vaadinde bulunurken, diğer partiler itilaf devletleriyle Almanya’ya karşı savaşı devam ettirmekte kararlıydılar. Mart- Eylül 1917 geçici hükümetleri döneminde bu devrimci gruplar arasında hizipçilik ortaya çıkmıştır ve Lenin’in temsil ettiği Bolşevikler (çoğunluk) ve Kerenski’nin temsil ettiği Menşevikler (azınlık) olarak belirgin bir şekilde ayırım ortaya çıkmıştır. Mart ve Ekim ayları arasında geçici hükümet dört kez yeniden düzenlendi. İlk hükümetin, Sosyalist devrimci Aleksandr F. Kerensky hariç, hemen hemen tüm kabinesi liberal bakanlardan oluşuyordu. Sonraki hükümetler koalisyonlardı. Bununla birlikte, hiçbiri ülkeyi etkileyen başlıca sorunlarla yeterince başa çıkamadı. Köylülerin topraklarını ele geçirmeleri, Rus olmayan bölgelerdeki milliyetçi bağımsızlık hareketleri ve cephedeki ordu moralinin çöküşüne neden olmuştu. Bunun sonucunda Lenin’nin merkezileşmiş bir parti sistemini öngörmesi ve Kerenski’nin ılımlı bir sosyalist olarak yerel yönetimler, kurucu meclis ve toplumsal reformlar aracılığıyla Rusya’da demokrasiyi savunması devrimciler arasındaki ayırıma neden olmuştu (Öztürk, 2017: 15-17; Britannica, 2020a; Ekici, 2017: 267).

1917 Devrimi’nin siyasal nedeni, 19 yüzyıl Rusya’sının Orta çağ feodal düzeninden 1905 Devrimi’nden bu tarafa “liberalleşme” çabalarına rağmen kurtulamamasıydı. Rusya’nın yapısına baktığımızda; Çar, toprak sahipleri, kilise, ordu polis gibi güvenlik güçleri ve bürokrasi varken, toplum içinde ezilen köleler de bulunmaktaydı. Bu durumda Rusya toplumunda burjuvaların sayısı ise çok azdı. Dolayısıyla 1917 yılına gelindiğinde yönetim tarafından talepleri karşılanmayan Rus halkı, rejime karşı şiddetli başkaldırı yapmıştı. Çünkü, Rusya’da kırsal ve kentsel kesimde sorunlar büyümüş, Fransız Devrimi değerlerini bir türlü benimseyememiş buyurgan Çarlık rejimi, kentte ve kırsal bölgelerde hem liberal hem de sosyalist kesimler için bir tehdit unsuru olmuştu.  1904-05 Japon – Rus Savaşı’nda ve ardından I. Dünya Savaş’ında Almanlara karşı ağır yenilgi alması 1905 ayaklanmasını 1917 Devrimi’ne dönüştürmüştür.

Ekonomik sebeplere bakacak olursak, 1892’de kabul edilmiş olan kanun gereğince, toplum aristokrat, ruhban sınıfı, şehir halkı ve köylüler olmak üzere dört sınıfa ayırılmıştı. Şehir halkı ise kendi içinde eşraf, tüccar, aşağı orta sınıf ve zanaatkarlar olarak ayrılmıştı. Bu toplumsal düzen içinde Çarlık rejiminin en önemli sorunlarından biri köylülere toprak verilmesini içeren tarım reformuydu. 1861’de çıkan bu toprak reformu, serfliği ortadan kaldırılıp köylüleri özgür bırakmanın yanı sıra, köylülere özel mülkiyetli toprak dağıtılmasına engel olmuştu. Ayrıca, Rusya’da serfliğin kalkması 19. yüzyılın sonlarına köylerden şehirlere doğru göçlerden dolayı kentsel nüfusu artırmıştır. Bununla birlikte, Rusya’da işgücü artış göstererek beraberinde şehirlerde sosyal ve ekonomik haklarını savunan bir işçi sınıfı ortaya çıkarmıştır. Bu durumun Rusya’da Sosyalist propagandanın başlamasına da vesile olduğu bu dönemlerde sınıf çatışmaları ortaya çıkmaya başladı. Çünkü Rusya’da bu dönemde zenginle fakir arasındaki adaletsizlik giderek artmıştır. Bu durumda, işçi sınıfın yaptığı grevler ve protestolar ile eşitsizliğe, kötü yaşam koşullarına ve adaletsizliğe başkaldırıda bulunmuştur. Zaten 1917 yılına kadar Rus ekonomisi, 1789 öncesi Fransa gibi bitmiş bir durumdaydı. Vergi sistemi bile adaletsiz ve bozuktu. 1904-1905 Japon Savaşı’nın finansmanı da ancak erimekte olan altın rezervleri ve dış borçlarla sağlandı. 1905 devrimi de kanlı bir halde Fransa’dan alınan borçlarla bastırılmıştı. Bu siyasi konjonktürler, ekonomik sorunlar, burjuvazinin işçi sınıfı ve köylüler kadar Rejime karşı talepkâr olmaması ve toplumsal sınıf çatışmaları Rusya’da Rus aydınların da etkisiyle Marksizm akımını güçlendirmiştir. Fakat burada göz ardı edilmemesi unsur, Komünizmin babası K. Marx bir parti yapılanması öngörmezken, Lenin Merkezi bir devlet yapılanması öngörmüştür (Ağır, 2019: 330- 333; Akgün& Abbasov, 2020: 2-3; Ekici, 2017: 270-272).

Bu çalışmanın amacı, Rusya’nın dönüşümlerini tarihsel bir biçimde ele alarak SSCB’nin ideolojik temellerini anlamlandırmak ve bu çerçevede Sovyet Sosyalist Rusya’nın siyasal bir zemin üzerinde ekonomik anlamda nasıl liberalleştiğini incelemektir.

1. Sovyet Ekonomisi

Marx’a göre, tarihsel sürecin gelişimi iş bölümüne ve mülkiyet ilişkilerine dayanır. Buna göre, toplumun gelişimi 5 aşamadan geçer. Bunlar; ilkel toplum, köleci toplum, feodal toplum kapitalist toplum ve son aşama olan komünist toplumdur. Marx’a göre şu an toplum, kapitalist toplum aşamasındadır. Buna göre, toplum sermayedarlar ve Proletarya (işçi sınıfı) iki unsurdan oluşur. Sermayedarlar üretim araçlarını elinde bulunduran ve üretimde en çok karı olan sınıfı oluştururken, Proletarya sınıfı üreten fakat üretim araçlarının mülkiyetinden mahrum kalan kişilerdir. Bu durumda, kapitalist toplumun yarattığı özel mülkiyet faktöründen dolayı toplumda çıkar çatışması ortaya çıkar. Bu çıkar çatışması sonucunda proletarya devrimini görülür. Bu devrim, sosyalist bir devrimdir ve bu devrimde özel mülkiyet kavramı ortak mülkiyete dönüşür. Böylece sınıfsız bir toplum oluşur (Gökdeniz, 2016: 445-446). Bu açıdan bakıldığında, 1917 Devrimi ise Rusya’nın siyasi ve sosyo-ekonomik gelişiminin bir sonucudur. Zira 1917 yılında Bolşevik Devrimi ile tarihteki siyasi ve ekonomik olarak ilk sosyalist bir devlet kurulmuştur. 1917 yılına kadar teoride kalan Marksizm, bu devrimden sonra pratiğe dökülmüştür (Ağır, 2019: 334).

 Bolşevik Devrimi’nin ekonomik sebeplerinden biri feodal sisteme sahip olan üretimin çökmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik krizdir. 1920’lerin sonuna kadar devrim öncesi performansı yakalayamayan SSCB, 1930’lar sonrası ivmeyi yakalamış ve hatta dünya ortalamasını da geçmiştir. Bunun temel sebebi 1921’de Lenin tarafından uygulanan Yeni Ekonomi Politikasıdır (Rusça: Novaya Ekonomiçeskaya Politika, Kısaca: NEP). Uygulanan bu politikada; serbest ticareti geri geldi, özel mülkiyeti yeniden ortaya çıktı, küçük işletmeler özelleştirildi, yabancı şirketlere yatırım için izin verildi ve bir yıldan kısa bir süre içinde rubleyi tümüyle konvertibl hale geldi. Bu ekonomi politikasının amacı, I. Dünya Savaşı ve iç savaşın yıkıcı etkilerini kısa sürede azaltarak yerini ekonomik büyümeye bırakmaktır. Fakat bu politikanın ömrü, sosyalist politikalar gereği merkezileştirilmiş bir ekonomi inşa etme yönündeki ana hedefleri doğrultusunda “geçici bir geri adım” olarak görülüyordu (Harrison, 2017; İnozemtsev. 2021).

1929 Krizinden 1950-60’lara kadar hem ekonomik konjonktür hem de SSCB etkisiyle Rusya’dan Ortadoğu ülkelerine kadar birçok ülke ekonomilerinde 5’er yıllık merkezi planlamalar yaptı. Bu çerçevede SSCB’de beş yıllık ekonomik kalkınma planı ilk kez J. Stalin döneminde 1938 yılında başlatılmıştır. Bu planlama sonucunda ağır sanayi ve ekonomi alanlarında gelişmeler ortaya çıkmıştır. Bu hedefler çerçevesinde bu plan kapsamında; ekonomik kalkınma ve bağımsızlık, komünizme geçişin başlatılması, mal ve hizmet maliyetlerini düşürülmesi, verimliliği artırılması ve piyasaların düzenlenmesi hedeflenmiştir.  İlk beş yılın sonunda ağır sanayide gelinen sonuçta 1913 yılı baz alındığında milli hasılada 12 kat artış görüldü. Tarım sektöründe sanayi sektörüne birlikte modern tarıma geçildi. Toprak sahibi olmayan üretici çiftçiler bile devrime nazaran daha iyi hayat şartlarına sahip oldu.  Sektörel olarak SSCB ekonomisini incelediğimizde, tarımın yeri büyük önem arz etmektedir. İşgücünün %15’lik kısmı tarım sektöründe istihdam edilmektedir. 1981 verilerine göre, Kolhoz ve Sovhozlarda çalışanların kendilerine ait olduğu topraklarda şahsi üretim yaptıkları da gözlemlenmektedir. Örneğin başta Sığır besiciliği olmak üzere hayvancılık sektörünün %79’luk kısmı devletin işletmelerinde gerçekleşirken % 21’lik oranı ise özel alanlarda yetiştirilmektedir. Sovyetler Birliği yer altı kaynakları olarak da dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Taşkömürü, petrol, doğalgaz, çinko, demir gibi birçok maden türlerine sahiptir. İspatlanmış en büyük petrol rezervi Ural bölgesi, Bakü – Grozniy arası, Batı Kazakistan ve Sahalin Adası’dır. Doğalgaz yatakları ise, Kuzey Kafkasya, Özbekistan, Türkmenistan ve Sibirya bölgelerinde bulunmaktadır. Kömür rezervleri ise; Karaganda, Donası, Kuzbas, ve Yakutistan olarak bilinmektedir. Sovyetler Birliği’nin ağır sanayi temelli bir endüstri geçmişi vardır. Ağır sanayi yer altı kaynaklarına bağlıdır. Birliğin uzun bir kara sınırına sahip olması ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile birlikte Soğuk Savaşın baş aktörlerinden biri olması, silah sanayisinin gelişmesine ve ABD ile rekabetinden dolayı uzay sanayisinin gelişmesine neden olmuştur. Bu sanayi türüne ağırlık vermesi insan hayatı için büyük önem arz eden küçük ve orta ölçekli hafif sanayiye yeterince önem verilmesine engel teşkil etmiştir. Tüm bunları yaparken nihai mallardan, yiyeceklere, ara mallardan toprak ve iş gücüne kadar tüm tedarik zincirine devlet müdahalesi yapılmıştır. Polonyalı ekonomist Lange’e göre bu “savaş ekonomisi” olarak tasvir edilse de Batılı siyaset bilimcilere göre bu durumun adı “komuta ekonomisi” idi (Bulut, 2020b: 62-64;. Harrison, 2017).

2. Piyasa Ekonomisine Geçiş ve Geçişin Sancıları

SSCB; Pasifik Okyanusu’ndan, Baltık Denizi’ne, Kuzey Kutbu’ndan ve Karakum Çölü’ne kadar yaklaşık 23 milyon kilometre karelik kadar geniş bir coğrafyayı ve yaklaşık 287 milyon nüfusu kontrol etmiştir. 1930’lu yıllarda savunma ve ağır sanayi ağırlıklı sanayi politikaları izleyen Sovyetler Birliği, GSMH’da %14’lük büyüme hızına ulaşarak sanayi sektöründe büyük bir güç olmuştur. Bu devlet kurumları kapitalist düzene geçişi engelleyecek bir mekanizmaya sahipti. Bilindiği üzere 1917 Bolşevik Devriminden sonra SSCB’de “sosyalist devrim” temelli çeşitli ekonomik, siyasal, sosyal ve hukuksal devlet kurumları oluşturulmuştur. Bu devlet kurumları kapitalist düzene geçişi engelleyecek bir mekanizmaya sahipti. Fakat M. Gorbaçov’un 1985’te iktidara gelmesi ile yürütülen perestroyka (yeniden yapılanma) ve glasnost (şeffaflık) reformları, kapitalizme geçişi önleyen devlet kurumlarını ortadan kaldırarak SSCB’nin parçalanmasına neden olmuş, sonrasında ardıl ülkelerde hızlanmıştır. SSCB’nin dağılmasıyla 15 tane yeni bağımsız Cumhuriyet ortaya çıkmıştır. Doğu Avrupa’da başta Rusya Federasyonu olmak üzere; Beyaz Rusya, Ukrayna ve Moldova’dır. Baltık Ülkeleri bölgesinde ise Estonya, Letonya ve Litvanya’dır. Kafkaslar bölgesinde ise Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan; son olarak da Orta Asya’da Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan gibi Türk soyundan gelen ülkeler ve Tacikistan yer almaktadır. Sovyetler Birliği, II. Dünya Savaşı’ndan sonra soğuk savaşın etkisiyle altın çağını yaşamış, 1950’li yıllardan sonra dış dünya ile ilişkilerini geliştirmiş ve iki süper güçten biri olmuştur. Sovyetlerin milletleştirme hamleleri, Rus milleti dışındaki uluslar güçlendirmiş ve ulus devlet bilincini ortaya çıkarmıştır. 1970’li yıllardan sonra “pax americana’nın” da etkisiyle SSCB, siyasî, ekonomik ve kültürel anlamda modernleşmenin yapılamaması, teknolojide geri kalmasına neden olarak üretim kalitesinde düşüş, arz-talep dengesinde bozulma ve tarım sektöründeki yanlış politikaların uygulanmasıyla birlikte ekonomik çöküş başlamış ve SSCB’nin dağılması kaçınılmaz olmuştur. Dolaysıyla merkezî yönetimin zayıflaması kaçınılmaz olmuştur (Sancaktar, 2012: 1; Bulut, 2014a: 8).

Bu durumda merkezi yönetimin zayıflamasıyla merkezi otoritenin sarsıldığı SSCB’de, kapitalist dünyaya entegrasyon süreci başlamış, liberalleşmeye doğru bir adım atılmıştır. SSCB’den dağılan her ülke de kendi içinde siyasal, sosyal ve ekonomik olarak liberalleşme sürecini yaşadı. Bu ülkelerin ekonomilerinin kumanda ekonomisinden liberal ekonomiye geçiş sürecine “geçiş ekonomisi” denildi (Ballı& Tekeoğlu, 2013). SSCB’de sosyalist modelin gelişiminde devlet müdahalesi altında ağır endüstrileşme ve tekelleşmeler oluşmuş, dış ticaret piyasa tarafından değil, devletler kontrolünde yoluyla organize edilmiştir. 1991’de SSCB’nin son devlet başkanı Mihail Gorbaçov istifa etmiş ve SSCB tamamen yıkılarak yerine Rusya Federasyonu kurulmuştur. 1991’den sonra bu süreçte Boris Yeltsin önderliğinde, IMF ve diğer Uluslararası kuruluşların da önerileriyle liberalleşme eğilimi göstermiştir. Bu çerçevede dört Neoliberal reform belirlenmiştir. Bunlar;

  1. Piyasaların Esnekleştirilmesi
  2. Özelleştirme,
  3. Dış ticarete dayalı sermaye birikimi
  4. Kamu harcamalarının azaltılması.

IMF’nin uygulamaya koydurduğu program sonucunda hemen enflasyon hızla yükselerek hiperenflasyon seviyesine geldi. Çünkü 2 Ocak 1992’den itibaren tüketici fiyatlarının %90’ı ve üretici fiyatlarının %80’i serbestleşti ve devlet kontrolü kaldırıldı. Enflasyon ertesi gün %250 yükseldi. Yılsonunda ise enflasyon %2.000’i buldu.  Enflasyon yükseldikçe rublenin değersizleşti ve saklama aracı olmaktan çıktı. Devalüasyona uğrayan rublenin etki alanı iyice daralınca, ticaret dolar üzerinden yapılmaya başlandı. “Dolar ticareti” otaya çıkarak tefeciler ve bankalar zenginleşti. Kısacası, bu durum küçük bir azınlığı zenginleştirdi. Ayrıca, sosyal yardımlar, sübvansiyonlar ve kamu yatırımları azaltıldı; eğitim, sağlık ve müze, tiyatro gibi birçok mekân özelleştirildi. Sendikalar güç kaybetti. Kısacası Refah devleti anlayışı ile sosyalizm de tasfiye edildi (Sancaktar, 2012: 2-3; Bulut, 2020b :64). Öte yandan, Başkan Yeltsin 1997 yılında “Yeni Ekonomik Düzen” adlı Neoliberal programını açıkladı. Bu program kapsamında savunma harcamaları azaltıldı, katma değer vergisi yükseltildi, toplumsal hizmetler ve kamusal yatırımlar kısıldı, iskan ve haberleşme sektörleri hariç ekonominin her birimi liberalleştirildi. Bunun sonucunda 1997 Asya Krizi’nin de etkisiyle 1998’de Rusya’da büyük bir ekonomik kriz patlak verdi.  Sermaye birikimini desteklemek amacıyla vergi toplanmadı ve kayıt dışı ekonomiye göz yumuldu ve sermayedarlar rüşvet aracını kullanarak vergi vermekten kurtuldular. Henüz özelleştirilmemiş olan kamu işletmelerinin üretimi azalttı ve iç piyasada ithal mal arttı. Böylece üretim iyice dibe vurunca hammadde ve enerji kaynaklarının fiyatları ucuzladı. İhracat geliri önemli miktarda azalması sonucunda para sıkıntısı ortaya çıktı ve işletmeler takas yöntemine geçti.

Yıl/ Veriler1993199519982000
Kişi Başı Gelir (milyon $)3000260018821724
Büyüme (%)-%8,7-%4,1-%4,9%8,3
İşsizlik (%)%5,5%8,511,8%10,6
Ticaret Açığı (milyon $)+15340+20150+15700+60901
Enflasyon (%)90013127.720,8
(Kaynak: Bulut, R. (2020). Ekim Devriminden Günümüze Rusya’nın Ekonomik Yapısı. Göller Bölgesi Aylık Ekonomi ve Kültür Dergisi, 64.)

Bu verilerden de anlaşılacağı üzere, işsizlik oranı artmakta ve büyüme oranları 2000’e kadar eksi seyretmekte ve kişi başı gelirler de düşmektedir. Enflasyonun da azalış göstermesinin sebebi hammadde ihracatını artırmaktır (Sancaktar, 2012: 8; Bulut, 2020b :64-65).

Sonuç

Sık sık siyasal dönüşümler yaşayan Rusya’nın ekonomisi bu dönüşümlerden oldukça etkilenmektedir. 1905 yılında Çarlık’a başkaldıran halk, siyasal olarak kısa bir liberalleşme yaşasalar da feodal düzenden kopamadıkları için 1917 Devrimi’ne muhtaç kalmışlardır. Bu devrim, 1789 Fransız Devrimi, Sanayi Devrimi gibi Batı kökenli liberal devrimlerin aksine sosyalizmi getiren bir devrimdi. Bu devrimin yapısına baktığımızda köyden kente göç eden işçileri ve köylüleri görsek de aslında devrim temelsiz bir devrimdi. Çünkü, Bu dönem Rusya’sında burjuva sınıfının karşılığı olmadığı için ülke tam olarak kapitalleşme, özgürlük, demokrasi gibi kavramlara ulaşamamıştı.

K. Marx’ın da ortaya attığı 5 toplumsal dönüşüme göre, Rusya’nın doğrudan feodalizmden sosyalizme geçmesi sonradan da devlet kurumlarının, ABD’nin Soğuk Savaş galibiyeti sonucu temelsiz bir şekilde dönüşümü devam ettirerek liberalleşme çabasını sürdürmesi hem ekonomik ve siyasal çöküşe hem de ülke içinde birtakım usulsüzlük ve yolsuzluklara neden olmuştur.

İlkem Karahüseyinoğlu tarafından The FEAS Journal adına hazırlanmıştır.


Kaynakça

Acar, K. (2008). 1905 Rus Devrimi’nin Genel Bir Değerlendirmesi. Divan: Disiplinlerarası Çalışmalar Dergisi, 79-98. https://dergipark.org.tr/tr/pub/divan/issue/25953/273440

Ağır, O. (2019). Dünya Siyasetini Etkileyen Devrimlerin Uluslararası Sonuçları: 1917 Bolşevik Devrimi. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 325-342. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ksusbd/issue/44206/530548

Akgün, S., & Abbasov, A. (2020). EKİM 1917 BOLŞEVİK İHTİLALİ’Nİ HAZIRLAYAN SÜREÇ VE RUS OLMAYAN AZINLIKLARIN DURUMU. Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi (ASEAD), 1-17. https://dergipark.org.tr/tr/pub/asead/issue/52304/684817

Ballı, E., & Tekeoğlu, M. (2013). Geçiş Süreci: Rusya ve Ukrayna Örneği. Uluslararası Avrasya Ekonomileri Konferansı,, 365-371. https://avesis.cu.edu.tr/yayin/be993acf-1cb5-43d4-9f50-a3c0ca83acf5/gecis-sureci-rusya-ve-ukrayna-ornegi

Bulut, R. (2014). SSCB’NİN DAĞILMASI VE RUSYA FEDERASYONU’NDA SERBEST PİYASAYA GEÇİŞ. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 7-19. https://dergipark.org.tr/tr/pub/makuiibf/issue/25142/265484

Bulut, R. (2020). Ekim Devriminden Günümüze Rusya’nın Ekonomik Yapısı. Göller Bölgesi Aylık Ekonomi ve Kültür Dergisi, 61-65. http://www.dergiayrinti.com/index.php/ayr/article/view/1420/2504

Ekici, Y. (2017). BOLŞEVİK İHTİLÂLİNİN ORTAYA ÇIKMASI VE SEBEPLERİ. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 265-275. https://dergipark.org.tr/tr/pub/firatsbed/issue/31617/346466

Gökdeniz, K . (2016). EKİM DEVRİMİ’NDEN FEDERASYON’A RUSYA’DA REJİM YAPILANMASI . Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi ,440- 462 , 0-0 . DOI: 10.17755/esosder.35851

Öztürk, Y. (2017, Ekim-Kasım-Aralık). 1917 Bolşevik Devrimi: Tarihsel Bir Çerçeve. Tezkire, s. 11-24. https://www.idealonline.com.tr/IdealOnline/lookAtPublications/paperDetail.xhtml?uId=60049&

Sancaktar, C. (2012). Rusya’da Sosyalizmden Kapitalizme Geçiş (1992-2000): Neoliberalizm, Otoriterizm ve Çevreleşme. Uluslararası Kafkasya Kongresi, 1-37. https://www.researchgate.net/publication/321109168_Rusya’da_Sosyalizmden_Kapitalizme_Gecis_1992-2000_Neoliberalizm_Otoriterizm_ve_Cevrelesme

Çevrimiçi Kaynaklar

  1. Britannica, T. Editors of Encyclopaedia (2020, October 30). Russian Revolution. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/event/Russian-Revolution
  2. Britannica, T. Editors of Encyclopaedia (2021, January 15). Russian Revolution of 1905. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/event/Russian-Revolution-of-1905
  3. Harrison, M. (2017, Kasım 07). The Soviet economy, 1917-1991: Its life and afterlife. Voice of America Europe: https://voxeu.org/article/soviet-economy-1917-1991-its-life-and-afterlife  adresinden alınmıştır
  4. İnozemtsev, V. (2021, Mart 22). Lenin’in ekonomi reformlarından yüzyıl sonra Putin’in Rusyası’nda çok az şey değişti. İndependent Türkçe: https://www.indyturk.com/node/333221/yazarlar/leninin-ekonomi-reformlar%C4%B1ndan-y%C3%BCzy%C4%B1l-sonra-putinin-rusyas%C4%B1nda-%C3%A7ok-az-%C5%9Fey  adresinden alınmıştır
#ZıtFikirlerBirbiriniYaşatır #WriteYourself, reach us: info@thefeasjournal.com
Yazı oluşturuldu 47

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön