ÇİN, ABD VE NATO ÜÇGENİ BAĞLAMINDA TÜRKİYE’NİN İSVEÇ VE FİNLANDİYA’NIN NATO ÜYELİKLERİNİ VETO SÜRECİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Türkiye’nin milli güvenliğini tehlikeye attığı gerekçesiyle İsveç ve Finlandiya’yı veto etme isteği makul gerekçelerle açıklanmıştır. ABD’nin Rusya karşısında NATO’nun genişlemesi isteği, bu yüzden Türkiye ile karşı karşıya kalmaları Rusya’nın avantajına bir durumdur. Rusya’yı Ukrayna Savaşı ile yoran ABD, bir de Finlandiya’ya odağını kaydırarak Asya Pasifik’te Çin ile mücadele etmek istemektedir. Çin ise NATO’nun genişlemesini istememekte ve Rusya’nın yanında yer almaktadır. Unutulmamalıdır ki Türkiye her iki durumda da avantajlı bir konumda ve jeopolitik zorunluluktadır. Bu yüzden Türkiye’nin bu süreci kendi lehine kullanması ve jeopolitik üstünlüğünü vurgulaması beklenmektedir. NATO’nun kurulması aşamasından ve süregelen tarihte Rusya, ABD, Çin rekabeti ortaya koyulmaya çalışılmış ve NATO genişlemesinde Türkiye’nin rolünün altı çizilmiştir.

RUSYA-UKRAYNA KRİZİ BAĞLAMINDA ÇİN-TAYVAN ANLAŞMAZLIĞI

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin Çin tarafından kınanmamış olması, Çin’in çekimser kalması Tayvan ile ilişkilendirilmesiyle mi ilgiliydi? Tayvan-Çin anlaşmazlığı; öncelikle Tayvan’ın coğrafi özelliklerine değinilerek anlatılmaya çalışılmıştır. Anlaşmazlığın bir diğer kökeni tarihsel arka plandır. Diğer parametrelere bakıldığında; Rusya Ukrayna Savaşı, Rusya’nın ve Çin’in rekabeti ve ABD-Çin mücadelesi de anlaşmazlıkta önemli rol oynamaktadır.

KOLEKTİF GÜVENLİK ANTLAŞMASI ÖRGÜTÜ (KGAÖ)

2002 Mayıs’ında, ortak güvenlik için atılan adımların sağlamlaştırılacağı yönünde sözlerin verildiği bir Kolektif Güvenlik Konseyi oturumunda, antlaşmaya uluslararası örgüt statüsünün verilmesi konusunda anlaşıldı. Böylece, imzalanışından tam on yıl sonra, Kolektif Güvenlik Antlaşması’nın bir uluslararası güvenlik örgütüne dönüşümü başladı. Liderlerin söylemlerine bakılırsa örgüt yalnızca dışarıdan gelebilecek tehditleri savuşturmak için çalışıyordu, Vladimir Putin onuncu yıl konuşmasında böyle söylemişti. Fakat Rusya özelinde KGAÖ’nün NATO’nun Avrasya’daki karşılığı olarak algılandığı da tartışılmaktadır.

NEOLİBERAL DÜZENDE BİYOPOLİTİKANIN FEMİNİST BİR DÜZLEMDE TARTIŞILMASI: KADIN EMEĞİ

Emek, insanın kafa ve vücut çabası olarak tanımlanan bir üretim faktörüdür. İş dünyasında yer alan çalışanların tümü yetkisi fark etmeksizin emek faktörünün bir parçasıdır. Bu durumdan hareketle yazılan bu makalenin temel amacı; Foucault’un ele aldığı ‘Biyopolitika kavramı neoliberal toplum içerisinde kadın emeğini nasıl açıklar?’ tartışmasının geçmişten günümüze liberal ve marksist düşünceler çerçevesinde karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesidir.

TERÖRİZMİN PSİKOLOJİK BOYUTU: TERÖRİSTLERİN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ & TERÖRİZM İLİŞKİSİ (PSİKO-POLİTİK ANALİZ)

Politik psikolojinin araştırma konularından biri de terörizm ve teröristlerin psikolojileridir. Bu bağlamda, genellikle, terörizmin altında yatan motivasyonlar ve teröristlerin amaçları incelenir. Burada asıl sorulması gereken soru; ideolojileri, dini inançları veya etnik kimliği nedeniyle hayatının belli bir döneminde veya sürekli olarak haksızlığa uğrayanların neden hepsinin değil de sadece çok az bir grubun şiddeti bir ifade biçimi olarak seçerek terörizme yöneldiğidir.

VİŞEGRAD GRUBU

Vişegrad Grubu, 15 Şubat 1991 tarihinde ‘Vişegrad Üçlüsü’ olarak Macaristan, Polonya ve Çekoslovakya olmak üzere üç ülke arasında kuruldu. Daha sonra Çekoslovakya’nın Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olmak üzere ikiye ayrılmasından ötürü üye sayısı dörde çıktı ve grup bu dönemden, yani 1993 yılından itibaren ‘Vişegrad Dörtlüsü’ ya da ‘V4’ olarak anıldı.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön