NATO ZİRVESİ’NDE ELE ALINAN ÖNEMLİ KONULAR

28-30 Haziran 2022 tarihlerinde İspanya’nın başkenti Madrid’de NATO zirvesi gerçekleşti. NATO Zirvesi’ne üye 30 ülkenin liderleri ve ortak ülkeler adı altında Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Güney Kore katıldı. Bu zirvede birçok önemli konu başlığı ele alındı. Bu konu başlıklarından dört önemli konu ön plana çıktı. İlk önemli konu 24 Şubat 2022 tarihinde Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle başlayan Ukrayna-Rusya Savaşı hakkındaydı. Bu savaşın neden olduğu olumsuz sonuçlara değinilip çözümler ve çıkarımlarda bulunuldu.

ÇİN, ABD VE NATO ÜÇGENİ BAĞLAMINDA TÜRKİYE’NİN İSVEÇ VE FİNLANDİYA’NIN NATO ÜYELİKLERİNİ VETO SÜRECİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Türkiye’nin milli güvenliğini tehlikeye attığı gerekçesiyle İsveç ve Finlandiya’yı veto etme isteği makul gerekçelerle açıklanmıştır. ABD’nin Rusya karşısında NATO’nun genişlemesi isteği, bu yüzden Türkiye ile karşı karşıya kalmaları Rusya’nın avantajına bir durumdur. Rusya’yı Ukrayna Savaşı ile yoran ABD, bir de Finlandiya’ya odağını kaydırarak Asya Pasifik’te Çin ile mücadele etmek istemektedir. Çin ise NATO’nun genişlemesini istememekte ve Rusya’nın yanında yer almaktadır. Unutulmamalıdır ki Türkiye her iki durumda da avantajlı bir konumda ve jeopolitik zorunluluktadır. Bu yüzden Türkiye’nin bu süreci kendi lehine kullanması ve jeopolitik üstünlüğünü vurgulaması beklenmektedir. NATO’nun kurulması aşamasından ve süregelen tarihte Rusya, ABD, Çin rekabeti ortaya koyulmaya çalışılmış ve NATO genişlemesinde Türkiye’nin rolünün altı çizilmiştir.

RUSYA-UKRAYNA KRİZİ BAĞLAMINDA ÇİN-TAYVAN ANLAŞMAZLIĞI

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin Çin tarafından kınanmamış olması, Çin’in çekimser kalması Tayvan ile ilişkilendirilmesiyle mi ilgiliydi? Tayvan-Çin anlaşmazlığı; öncelikle Tayvan’ın coğrafi özelliklerine değinilerek anlatılmaya çalışılmıştır. Anlaşmazlığın bir diğer kökeni tarihsel arka plandır. Diğer parametrelere bakıldığında; Rusya Ukrayna Savaşı, Rusya’nın ve Çin’in rekabeti ve ABD-Çin mücadelesi de anlaşmazlıkta önemli rol oynamaktadır.

KOLEKTİF GÜVENLİK ANTLAŞMASI ÖRGÜTÜ (KGAÖ)

2002 Mayıs’ında, ortak güvenlik için atılan adımların sağlamlaştırılacağı yönünde sözlerin verildiği bir Kolektif Güvenlik Konseyi oturumunda, antlaşmaya uluslararası örgüt statüsünün verilmesi konusunda anlaşıldı. Böylece, imzalanışından tam on yıl sonra, Kolektif Güvenlik Antlaşması’nın bir uluslararası güvenlik örgütüne dönüşümü başladı. Liderlerin söylemlerine bakılırsa örgüt yalnızca dışarıdan gelebilecek tehditleri savuşturmak için çalışıyordu, Vladimir Putin onuncu yıl konuşmasında böyle söylemişti. Fakat Rusya özelinde KGAÖ’nün NATO’nun Avrasya’daki karşılığı olarak algılandığı da tartışılmaktadır.

VİŞEGRAD GRUBU

Vişegrad Grubu, 15 Şubat 1991 tarihinde ‘Vişegrad Üçlüsü’ olarak Macaristan, Polonya ve Çekoslovakya olmak üzere üç ülke arasında kuruldu. Daha sonra Çekoslovakya’nın Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olmak üzere ikiye ayrılmasından ötürü üye sayısı dörde çıktı ve grup bu dönemden, yani 1993 yılından itibaren ‘Vişegrad Dörtlüsü’ ya da ‘V4’ olarak anıldı.

DURMAKSIZIN GÖÇ VEREN ÜLKE: VENEZUELA

Venezuela, Güney Amerika’nın kuzeyinde bulunan ve 28 milyon nüfusa sahip bir ülkedir. Ne yazık ki özellikle 2015 yılından itibaren ülkede yaşanan ekonomik ve siyasi kriz, Venezuela’yı iç savaşla yerle bir olan Suriye’den sonra en çok göç veren ülkelerden biri haline getirmektedir. Son yıllarda her 5 kişiden biri ülkeyi terk ederken geri kalan nüfus da ülkenin sorunlarıyla boğuşmaktadır. Ülkeden verilen göç çoğunlukla diğer Güney Amerika ülkelerinde yoğunlaşıyor fakat Venezuelalılar aslında dünyanın her yerinde bulunuyor. Venezuela ile ortak sınırı bulunan Kolombiya 2 milyona yakın Venezuelalı göçmen barındırmakta. Kolombiya’yı ise Peru, Ekvador, Brezilya ve Şili gibi ülkeler takip ediyor. Dünya genelinde 6 milyona yakın Venezuelalı göçmen bulunmakta.

İTHAL İKAMECİ REFAH DEVLETİNDEN NEOLİBERALİZME: TÜRKİYE’DE YOKSULLUK (1980-2000)

Neoliberalizm, ekonomik olarak serbestleşmeyi ve küreselleşmeyi amaçlar. Bu amaçlar doğrultusunda ülkeler küresel pazarlara entegre olurlar. Fakat Türkiye gibi ithal ikameci ve refah politikalarından doğrudan neoliberal politikalara geçmek yoksulluk, gelir eşitsizliği gibi sonuçlar oluşturabilir. Bu olumsuz sonuçları önlemek için oluşturulan yanlış sosyal politikalar ise ülkeyi çıkmaza sokabilir. Bu makalede 1980-2000 arasında neoliberalleşen Türkiye’nin yoksullaşmasından ve bu yoksullaşma sonucunda geliştirilen birtakım sosyal politikalardan bahsedilecektir.

MAHNO VE MAHNOVŞÇİNA

1918 yılında, Ukrayna’nın kaotik bir dönem geçirdiği vakitte, Ukraynalı işçi ve köylüler bir bütün olarak başkaldırdılar ve bu eylem Mahno’ya ait olan anlamına gelen ‘Mahnovşçina’ adında bir hareketi ortaya çıkarmıştır. 1920 yılı boyunca Bolşevikler ile mücadele eden Mahnovistler, en sonunda yenik düşmüşlerdir. ‘Mahno ve Mahnovşçina’ adlı bu araştırma yazısında, bir takım yazılı kaynaklardan yararlanılarak, anarko-komünist lider Nestor Mahno ve onun önderliğinde birleşen Mahnovşçina hareketinin tarihsel ve toplumsal süreci ele alınarak okuyucuya aktarmak amaçlanmıştır. ‘Nestor Mahno kimdir ?’ ve ‘Mahnovistler kimlerdir ?’ sorularına yanıt verilmeye çalışılmış ve buna yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Bu bağlamda araştırma yazısında elde edilecek bulgular, tarihsel ve toplumsal süreç ve biyografi ile sınırlıdır.

TRUMP DÖNEMİNDE GÖÇMENLER VE SIFIR TOLERANS POLİTİKASI

Amerika Birleşik Devletleri’nin 45. Başkanı olan Donald Trump, gerek sansasyonel açıklamaları gerekse iç ve dış politikadaki uygulamalarıyla akıllara kazınan bir lider olmuştur. Sağcı popülist olarak nitelendirebileceğimiz bir çizgide seçim kampanyası yürüten Trump, bu dönemde sert göç karşıtı söylemleriyle oldukça dikkat çekmiş ve ABD’ye olan göçlerin kontrol edilmesini sağlamak amacıyla Meksika sınırına büyük bir duvar öreceğini vaat etmiştir. Ocak 2017’de Trump yönetiminin göreve başlamasından itibaren, göçmenlik ve seyahat kısıtlamaları konusunda katı bir tutum sergilenmiş ve çeşitli icraatlerde bulunulmuştur. İlerleyen süreçte ‘Sıfır Tolerans’ isimli politika uygulamaya konmuş ve yasadışı göçmenlerin hızla hapse atılmasının önü açılmıştır. Bu çalışmada, Donald Trump döneminde göçmenlere olan bakış açısı incelenecek ve özellikle ‘Sıfır Tolerans’ politikası üzerinde durulacaktır.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön