KÜBA’DA YILLARDIR GÖRÜLMEYEN PROTESTOLAR

Küba, yıllardır Komünist Parti (Partida Comunista Cubano-PCC) tarafından yönetilmektedir ve ülkede hükümet karşıtı protestoların on yıllardır görülmediği söylenebilir. PCC, hükümet karşıtı hareketlere ciddi cezalar uygulamaktadır. Bu nedenle 11 milyon nüfuslu ada ülkesinde Temmuz 2021’de ortaya çıkan protestoların arkasında ciddi boyutta nedenlerin olduğunu söylemek mümkündür. Pandemi, ekonomik kriz, sosyal medyanın kısıtlanması ve internet erişimi yasağı bu nedenlerin başında gelmektedir.

QUAD VE ABD-ÇİN REKABETİNE YANSIMALARI

QUAD (Quadrilateral Security Dialogue) yani Dörtlü Güvenlik Diyaloğu ilk olarak 2007 yılında dönemin Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin daveti ile birlikte ASEAN Asya-Pasifik Forumu sırasında ülkelerin bir araya gelmesiyle oluşturuldu. Gayri resmi bir forum niteliği taşıyan bu görüşmelerde Japonya Başbakanı Shinzo Abe, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Hindistan Başbakanı Manmohan Singh ve Avustralya Başbakanı John Howard bir araya geldileR. Dörtlü’nün gündemi elbette ki Çin’in bölgede gittikçe artan etkinliğiydi. QUAD, Çin’in bölgede artan ekonomik ve kısmen de askeri etkinliğine bir cevap olarak görüldü. Ancak 2007’deki bu görüşmelerin ardından Avustralya’nın Çin baskısından çekinmesi sebebiyle QUAD, 2017 yılına kadar askıda kaldı.

DÜNYA SİYASETİNDE YENİ PERDE: THE LONGER TELEGRAM

Geçtiğimiz günlerde uluslararası ilişkiler araştırmacılarının dikkatini çeken önemli bir gelişme yaşandı. George Kennan’ın 1946 yılında ABD Dışişleri Bakanlığına gönderdiği ve SSCB yönetiminin endişe verici davranışlarını ele alan The Long Telegram adlı 8000 kelimelik raporun Çin’e karşı yazılan versiyonu ünlü araştırma kuruluşu Atlantic Council tarafından yayınlandı. Yazarı belli olmayan rapor, Atlantic Council tarafından “Çin jeopolitik stratejisinin bugüne kadarki en titiz incelemelerinden biri ve ABD’nin, yükselen yeni bir süper güce karşı nasıl politikalar üretmesi gerektiğine dair tavsiyeler veren olağanüstü yeni strateji belgesi.” olarak tanımlandı. Bu analiz yazısı kapsamında, The Longer Telegram; ABD’nin Çin’e karşı uyguladığı politikaları şekillendirebilir mi, raporun karar vericilere önerileri neler, Soğuk Savaş döneminde SSCB’ye uygulanan politikalar Çin’e karşı uygulanabilir mi, rapora karşı uzmanların eleştirileri neler, Çin küresel stratejisini hangi temellere dayandırıyor sorularının cevaplarını tartışacağız.

ARJANTİN ÖZELİNDE KÜRTAJ KISITLAMALARI VE İNSAN HAKLARI

2020’nin Aralık ayının sonlarına doğru Latin Amerika’nın büyük ve etkili ülkelerinden biri olan Arjantin’de insan hakları aktivistlerini sevindiren bir gelişme yaşanarak kürtaj yasal hale getirilmiştir. Arjantin bölgedeki en yüksek nüfuslu bölgelerden biri olması nedeniyle ülke başkanı Alberto Fernández’in desteğini alan bir yasa düzenlemesiyle bu kararı alarak dikkat çekici ve yenilikçi bir sosyal politika yoluna girmiştir. Böylece ülke kadın üreme hakları kapsamında bir yasallaştırmaya giden ilk “büyük” bölge ülkesi olarak sayılmaktadır.

ABD’NİN ARKA BAHÇESİ’NDE DEMOKRASİ NASIL SAĞLANIR?

1960’ların başları ile 1980’lerin sonu arasındaki dönemde az gelişmiş ülkelerin ve özellikle de bağımsızlığına yeni kavuşmuş olan ülkelerin kalkınması için yapılan yardımlarda hem ABD ve Batı dünyası için hem de Sovyetler için soğuk savaşın gerektirdiği stratejik yakınlaşmalar başroldeydi. Batı dünyası için az gelişmiş ülkelerin sosyalizme kaymamaları, dolayısıyla Sovyet etkisinin küresel yayılmasının engellenmesi son derece can alıcı bir öneme sahipti.

ŞİLİ’DE HÜKÜMET KARŞITI PROTESTOLAR

Şili, Latin Amerika ülkelerinin içindeki en demokratik ve istikrarlı ülke varsayılmaktadır. Öyle ki demokrasi, özgürlük ve insan hakları gibi kavramları yaygınlaştırmaya çalışan bir sivil toplum örgütü olan Freedom House’un 2021 raporlarına göre ülkenin politik hak ve sivil özgürlük kapsamından aldığı değerlendirme puanı yüz üzerinden 93’tür. Bu raporu göz önüne aldığımızda ülkenin demokrasi ve politik istikrarlılık adına çok parlak bir imajı olduğu söylenebilir. Fakat durum gerçekten böyle midir?

TUTSAK LİMAN: PORTO RİKO

ABD’nin güney eyaletlerinden olan Florida’ya yaklaşık bin mil uzaklıkta bulunan Porto Riko, içişlerinde bağımsız fakat dışişlerinde ABD’ye bağlı özerk bir statüye sahip olsa da uzun bir zaman boyunca “51. Eyalet” tartışmalarında kendine yer edinmiştir. Durum her ne kadar böyle olsa da federal eyalet sistemine dahil edilmeyen ada, federal bütçeden yararlanamamış ve vatandaşları da seçimlerde oy kullanamama gibi birtakım siyasi çifte standartlara maruz kalmıştır. Diğer taraftan, Porto Riko’da azınlıkta olsalar da geçmiş dönemlerde olduğu gibi tam bağımsızlık taraftarı olan kitleler faaliyetlerini sürdürmektedir. Ortaya çıkan “eyalet ya da bağımsızlık” ikileminin daha derin analiz edilebilmesi için bugün halen tartışmalı bir şekilde adada varlığını sürdüren sömürge tarihinin izleri incelenmelidir.

BIDEN DÖNEMİ ABD DIŞ POLİTİKASININ DEĞİŞİMİ VE TRUMP DÜZENİNİN ÇÖKÜŞÜ

Bir ülkenin dış politikası, bir yandan kendi iç koşullarından etkilenirken bir yandan da söz konusu ülkenin içerisinde yer aldığı uluslararası sistemin, dış dünyanın koşulları tarafından belirlenmektedir. Özellikle günümüzde giderek belirginleşen küreselleşme ve karşılıklı-bağımlılık olguları, bu konunun önemini daha da arttırmaktadır. Eski dönemlerde güç dengesi anlayışı içerisinde ortaya çıkan bu olgu, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde daha farklı bir görünüm kazanmıştır.

VENEZUELA BAŞKANLIK KRİZİ – MEŞRU LİDER KİM?

Bir Güney Latin Amerika ülkesi olan Venezuela 2019 yılından beri “başkanlarından” dolayı karmaşık bir durumun tam ortasındadır. Birden fazla devlet başkanının olması bir ülke için alışılmadık bir durum olsa da Venezuela’da bu durumun başrolleri Nicolás Maduro ve Juan Guaidó’dur. Seçimle gelmiş olan Maduro ve kendini geçici başkan ilan eden Guaidó ülkenin meşru devlet başkanının kim olduğu sorusunu ve dolayısıyla bir başkanlık krizini ortaya çıkarmaktadır.

SOĞUK SAVAŞ SONRASI ABD BALKANLAR POLİTİKASI

Dünyada Soğuk Savaş’ın bitmesiyle birlikte komünizm artık Batı için bir tehdit olmaktan çıkmış ve Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte dünyanın iki kutuplu düzeni son bulmuştur. Soğuk Savaş’tan ABD önderliğinde Batı Bloğu galip ayrılmıştır. Yeni düzenin tek süper gücü ise artık ABD’dir. Balkanlar coğrafyasında da Yugoslavya’nın dağılmasıyla birlikte tekrardan Balkan ulusları arasında etnik ve dini ihtilaflar artmış ve çatışmalı bir süreci doğurmuştur. Balkanlar’da ortaya çıkan bu çatışmalı sürecin yarattığı istikrarsızlık, Avrupa’nın da geleceğini tehdit eder niteliktedir. ABD, Soğuk Savaş sonrası Balkanlar’da ortaya çıkan bu istikrarsızlığı kullanarak, hem Avrupa’nın güvenliğini sağlamak için, hem de dünyanın artık tek kutuplu olduğunu göstermek için kendini yeni düzenin süper gücü olarak konumlandırmıştır.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön