İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN TÜRKİYE’YE ETKİLERİ: MİLLİ KORUNMA KANUNU VE VARLIK VERGİSİ

1939 öncesinde hükümet, ‘Müdafaa Ekonomisi’ adlı bir rapor hazırlatmıştır. Bu rapor örnek alınarak ‘Milli İktisadi Kanun’ adlı yasa tasarısı hazırlanmıştır. Fakat sunulan bu yasa tasarısının hükümete sağladığı bazı ayrıcalıklardan kaynaklı olarak anayasaya aykırı olduğu tartışmaları başlamıştır. Yasaya karşı oluşan bu tepkilere karşılık olarak Recep Peker başkanlığında bir grup bazı değişiklikler yaparak yeni bir metin hazırlamış ve bu metin 18 Ocak 1940 tarihinde resmen kabul edilmiştir. Milli Korunma Kanunu, oluşabilecek olağanüstü bir durum için hükümete bazı görev ve yetkiler vermekteydi. Bu şekilde devletin müdahaleleri de meşru bir hal almış oluyordu

TÜRKİYE’DE KÖY ENSTİTÜLERİ

Köy Enstitüleri projesi cumhuriyet döneminde hem sosyal alanda hem eğitim alanında aydınlanmanın en büyük öncülerindendir. Türkiye nüfusunun %80’ini kapsayan köylünün, çocuklarını üretim içinde eğiterek onları kulluktan yurttaşlık bilincine, ümmetlikten ulus bilincine ulaştırmak, köyü toplumsal, ekonomik ve sosyal alanda içten canlandırmak, kalkındırmak ve köylüyü yönetime katmak, Anadolu’yu aydınlığa kavuşturmak amacıyla açılmıştır.

PANDEMİNİN TÜRKİYE’DEKİ YOKSULLAŞTIRICI ETKİSİ

Salgın hastalıklar tarih boyunca küresel düzeni değiştirmiştir. Örneğin Veba salgını, feodalizmden kapitalizme geçişi sağlamıştır. 2019 yılında, Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkıp 2020’de dünyanın her yerine yayılan Koranavirüs de siyasal, sosyal ve ekonomik olarak tüm dünyayı etkilemiştir.
Resmi kayıtlara göre, Aralık 20019’da Çin’in Wuhan şehrinde başlayan Koronavirüs (Covid-19), 11 Mart 2020’de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Antarktika haricinde dünyanın her yerine dağıldığı için “pandemi” olarak ilan edilmiştir.

TEK PARTİ DÖNEMİNİN BİTİŞİNİN TÜRKİYE DEMOKRASİSİNDEKİ YERİ

Türkiye’nin kaderi 14 Mayıs 1950’de yapılan seçim sonucunda tek parti döneminin bitmesiyle birlikte değişmiştir; bir diğer deyişle halkın iradesini, seçim sonuçlarına yansıttığı ilk seçim olarak adlandırılabilir. Tek parti döneminin sona ermesiyle ülkede birçok farklı sesin duyulacağı, insan haklarının piramittin hep en üstünde bulunacağı, sağ veya sol her görüşten insanın adaletli ve eşit muamele göreceği, her daim ülkenin geleceği için en doğru kararların profesyonelce alınacağı bir ortam beklenirken; Türkiye kendini gücün kontrolsüzce kullanıldığı, yeniliklere ve farklılıklara kapalı bir dönemde bulmuştur. Bu eleştiriye rağmen Türkiye’nin seçeneksizlik veya tek seçenek tarihinden kurtulmasını olumlu görüyorum. 1950-1960 dönemi demokratikleşme faaliyetleri açısından ülkeyi ilerletememiş olsa da tek seçenek tarihinden kurtulma zaferidir.

TÜRKİYE’NİN ENERJİ DİPLOMASİSİ, JEOPOLİTİĞİ VE EKONOMİ POLİTİĞİ

ÖZET: Enerji, ülkelerin hem ekonomik hem de diplomatik gücü hususunda vazgeçilmez unsurudur. Bir ülkenin doğal kaynak zenginliği kadar, jeopolitik konumu da önemlidir. Çünkü jeopolitik konum kaynağın taşınmasında ve maliyetinin azalmasında büyük bir rol oynar. Türkiye ise dünya enerji oyununda yeterli bir kaynağa sahip olmasa bile jeopolitik konumu nedeniyle önemli bir yerdedir. Fakat, bu kadar önemli […]

RUSYA UKRAYNA KRİZİ

Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan kriz son zamanlarda dünya gündemin konuları arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Ukrayna’nın doğusunda bulunan Donbass bölgesinde Rusya taraftarları ile Ukrayna birlikleri arasında yaşanan çatışmalar, ateşkes ihlallerinin giderek artması bölgedeki gerilimi giderek arttırmıştır. İki devlet arasında yaşanan yüksek gerilim bölgede kaygılara yol açmaktadır. Bu iki devletin halkının çoğunluğu dilleri, kültürleri, inançları aynı iken son yıllarda yaşanan siyasi gerilimler sebebiyle birbirlerinden giderek uzaklaşmaktadır. Rusya ve Ukrayna arasında gerilime yol açan tarihsel süreç, güncel krizler ve son durum analiz edilecektir.

TÜRK DEVLETLERİ ARASINDA İŞ BİRLİĞİ: TÜRK KENEŞİ

Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan’ın kurucu üyeliğini yaptığı “Türk Dili Konuşan Ülkeler İş birliği Konseyi” 3 Ekim 2009 tarihinde Nahcivan’da imzalanan Nahcivan Anlaşması ile kurulmuştur. Ekim 2019’da gerçekleştirilen 7. Zirve sırasında Özbekistan tam üye konumuna gelmiştir. Macaristan ise 2018 yılında Kırgızistan’ın Cholpon-Ata şehrinde düzenlenen 6. Zirve sırasında gözlemci üye olmuştur. Üye olan ülkelerin Birleşmiş Milletler Anlaşması’nın amaç ve ilkelerini, uluslararası hukukun evrensel doktrinlerini de kabul etmişlerdir. Türk Keneşi esas itibariyle 1992 yılından bu yana “Türkçe Konuşan Devletler Devlet Başkanları Zirveleri” kongrelerinde ortak siyasi bir irade çatısında toplanmışlardır. Türk Keneşi 16 Eylül 2010 tarihinde resmi olarak kurulmuştur. “Türk Konseyi Zirveleri” olarak adı güncellenmiştir.

SSCB SONRASI RUSYA FEDERASYONU’NUN GÜVENLİK DOKTRİNLERİ

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılmasından sonraki süreçte kurulan Rusya Federasyonu, kendisini çok kutuplu bir uluslararası sistem içinde bulmuş ve mirasını taşıdığı SSCB’nin ekonomik yüklerinden kurtulmaya çalıştığı kadar kendini yakın çevresinde güvence altına almaya da çalışmıştır. Burada öncelikle Rusya Federasyonu’nun ilk devlet başkanı olan Boris Yeltsin döneminde ‘Avrasyacı’ anlayış çerçevesinde uygulamaya konan, dönemin Dışişleri Bakanı’nın adıyla anılan Primakov Doktrini’ne değinilecek ve Rusya Federasyonu’nun, eski Sovyet coğrafyasındaki Bağımsız Devletler Topluluğu’na yönelik izlediği Yakın Çevre Doktrini’nden kısaca bahsedilecektir.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön