RUSYA-UKRAYNA KRİZİ BAĞLAMINDA ÇİN-TAYVAN ANLAŞMAZLIĞI

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin Çin tarafından kınanmamış olması, Çin’in çekimser kalması Tayvan ile ilişkilendirilmesiyle mi ilgiliydi? Tayvan-Çin anlaşmazlığı; öncelikle Tayvan’ın coğrafi özelliklerine değinilerek anlatılmaya çalışılmıştır. Anlaşmazlığın bir diğer kökeni tarihsel arka plandır. Diğer parametrelere bakıldığında; Rusya Ukrayna Savaşı, Rusya’nın ve Çin’in rekabeti ve ABD-Çin mücadelesi de anlaşmazlıkta önemli rol oynamaktadır.

KOLEKTİF GÜVENLİK ANTLAŞMASI ÖRGÜTÜ (KGAÖ)

2002 Mayıs’ında, ortak güvenlik için atılan adımların sağlamlaştırılacağı yönünde sözlerin verildiği bir Kolektif Güvenlik Konseyi oturumunda, antlaşmaya uluslararası örgüt statüsünün verilmesi konusunda anlaşıldı. Böylece, imzalanışından tam on yıl sonra, Kolektif Güvenlik Antlaşması’nın bir uluslararası güvenlik örgütüne dönüşümü başladı. Liderlerin söylemlerine bakılırsa örgüt yalnızca dışarıdan gelebilecek tehditleri savuşturmak için çalışıyordu, Vladimir Putin onuncu yıl konuşmasında böyle söylemişti. Fakat Rusya özelinde KGAÖ’nün NATO’nun Avrasya’daki karşılığı olarak algılandığı da tartışılmaktadır.

İTHAL İKAMECİ REFAH DEVLETİNDEN NEOLİBERALİZME: TÜRKİYE’DE YOKSULLUK (1980-2000)

Neoliberalizm, ekonomik olarak serbestleşmeyi ve küreselleşmeyi amaçlar. Bu amaçlar doğrultusunda ülkeler küresel pazarlara entegre olurlar. Fakat Türkiye gibi ithal ikameci ve refah politikalarından doğrudan neoliberal politikalara geçmek yoksulluk, gelir eşitsizliği gibi sonuçlar oluşturabilir. Bu olumsuz sonuçları önlemek için oluşturulan yanlış sosyal politikalar ise ülkeyi çıkmaza sokabilir. Bu makalede 1980-2000 arasında neoliberalleşen Türkiye’nin yoksullaşmasından ve bu yoksullaşma sonucunda geliştirilen birtakım sosyal politikalardan bahsedilecektir.

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN TÜRKİYE’YE ETKİLERİ: MİLLİ KORUNMA KANUNU VE VARLIK VERGİSİ

1939 öncesinde hükümet, ‘Müdafaa Ekonomisi’ adlı bir rapor hazırlatmıştır. Bu rapor örnek alınarak ‘Milli İktisadi Kanun’ adlı yasa tasarısı hazırlanmıştır. Fakat sunulan bu yasa tasarısının hükümete sağladığı bazı ayrıcalıklardan kaynaklı olarak anayasaya aykırı olduğu tartışmaları başlamıştır. Yasaya karşı oluşan bu tepkilere karşılık olarak Recep Peker başkanlığında bir grup bazı değişiklikler yaparak yeni bir metin hazırlamış ve bu metin 18 Ocak 1940 tarihinde resmen kabul edilmiştir. Milli Korunma Kanunu, oluşabilecek olağanüstü bir durum için hükümete bazı görev ve yetkiler vermekteydi. Bu şekilde devletin müdahaleleri de meşru bir hal almış oluyordu

TÜRKİYE’DE KÖY ENSTİTÜLERİ

Köy Enstitüleri projesi cumhuriyet döneminde hem sosyal alanda hem eğitim alanında aydınlanmanın en büyük öncülerindendir. Türkiye nüfusunun %80’ini kapsayan köylünün, çocuklarını üretim içinde eğiterek onları kulluktan yurttaşlık bilincine, ümmetlikten ulus bilincine ulaştırmak, köyü toplumsal, ekonomik ve sosyal alanda içten canlandırmak, kalkındırmak ve köylüyü yönetime katmak, Anadolu’yu aydınlığa kavuşturmak amacıyla açılmıştır.

PANDEMİNİN TÜRKİYE’DEKİ YOKSULLAŞTIRICI ETKİSİ

Salgın hastalıklar tarih boyunca küresel düzeni değiştirmiştir. Örneğin Veba salgını, feodalizmden kapitalizme geçişi sağlamıştır. 2019 yılında, Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkıp 2020’de dünyanın her yerine yayılan Koranavirüs de siyasal, sosyal ve ekonomik olarak tüm dünyayı etkilemiştir.
Resmi kayıtlara göre, Aralık 20019’da Çin’in Wuhan şehrinde başlayan Koronavirüs (Covid-19), 11 Mart 2020’de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Antarktika haricinde dünyanın her yerine dağıldığı için “pandemi” olarak ilan edilmiştir.

TEK PARTİ DÖNEMİNİN BİTİŞİNİN TÜRKİYE DEMOKRASİSİNDEKİ YERİ

Türkiye’nin kaderi 14 Mayıs 1950’de yapılan seçim sonucunda tek parti döneminin bitmesiyle birlikte değişmiştir; bir diğer deyişle halkın iradesini, seçim sonuçlarına yansıttığı ilk seçim olarak adlandırılabilir. Tek parti döneminin sona ermesiyle ülkede birçok farklı sesin duyulacağı, insan haklarının piramittin hep en üstünde bulunacağı, sağ veya sol her görüşten insanın adaletli ve eşit muamele göreceği, her daim ülkenin geleceği için en doğru kararların profesyonelce alınacağı bir ortam beklenirken; Türkiye kendini gücün kontrolsüzce kullanıldığı, yeniliklere ve farklılıklara kapalı bir dönemde bulmuştur. Bu eleştiriye rağmen Türkiye’nin seçeneksizlik veya tek seçenek tarihinden kurtulmasını olumlu görüyorum. 1950-1960 dönemi demokratikleşme faaliyetleri açısından ülkeyi ilerletememiş olsa da tek seçenek tarihinden kurtulma zaferidir.

TÜRKİYE’NİN ENERJİ DİPLOMASİSİ, JEOPOLİTİĞİ VE EKONOMİ POLİTİĞİ

ÖZET: Enerji, ülkelerin hem ekonomik hem de diplomatik gücü hususunda vazgeçilmez unsurudur. Bir ülkenin doğal kaynak zenginliği kadar, jeopolitik konumu da önemlidir. Çünkü jeopolitik konum kaynağın taşınmasında ve maliyetinin azalmasında büyük bir rol oynar. Türkiye ise dünya enerji oyununda yeterli bir kaynağa sahip olmasa bile jeopolitik konumu nedeniyle önemli bir yerdedir. Fakat, bu kadar önemli […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön