İTHAL İKAMECİ REFAH DEVLETİNDEN NEOLİBERALİZME: TÜRKİYE’DE YOKSULLUK (1980-2000)

Neoliberalizm, ekonomik olarak serbestleşmeyi ve küreselleşmeyi amaçlar. Bu amaçlar doğrultusunda ülkeler küresel pazarlara entegre olurlar. Fakat Türkiye gibi ithal ikameci ve refah politikalarından doğrudan neoliberal politikalara geçmek yoksulluk, gelir eşitsizliği gibi sonuçlar oluşturabilir. Bu olumsuz sonuçları önlemek için oluşturulan yanlış sosyal politikalar ise ülkeyi çıkmaza sokabilir. Bu makalede 1980-2000 arasında neoliberalleşen Türkiye’nin yoksullaşmasından ve bu yoksullaşma sonucunda geliştirilen birtakım sosyal politikalardan bahsedilecektir.

MAHNO VE MAHNOVŞÇİNA

1918 yılında, Ukrayna’nın kaotik bir dönem geçirdiği vakitte, Ukraynalı işçi ve köylüler bir bütün olarak başkaldırdılar ve bu eylem Mahno’ya ait olan anlamına gelen ‘Mahnovşçina’ adında bir hareketi ortaya çıkarmıştır. 1920 yılı boyunca Bolşevikler ile mücadele eden Mahnovistler, en sonunda yenik düşmüşlerdir. ‘Mahno ve Mahnovşçina’ adlı bu araştırma yazısında, bir takım yazılı kaynaklardan yararlanılarak, anarko-komünist lider Nestor Mahno ve onun önderliğinde birleşen Mahnovşçina hareketinin tarihsel ve toplumsal süreci ele alınarak okuyucuya aktarmak amaçlanmıştır. ‘Nestor Mahno kimdir ?’ ve ‘Mahnovistler kimlerdir ?’ sorularına yanıt verilmeye çalışılmış ve buna yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Bu bağlamda araştırma yazısında elde edilecek bulgular, tarihsel ve toplumsal süreç ve biyografi ile sınırlıdır.

JÖN TÜRKLERİN SİYASİ GÖRÜŞLERİ

ÖZ Bu çalışmanın amacı, Jön Türklerin siyasi olarak görüş ayrılıklarını, fikirlerini, düşüncelerini, amaçlarını ve faaliyetlerini incelemektir. Jön Türklerin faaliyetlerinin nasıl olduğuna ve neden görüş ayrılıklarının yaşandığına siyasi olarak yanıtlar arayacağız. TARİHSEL ARKA PLAN Jön Türkler, 1880’li yıllardan itibaren Osmanlı Devleti’nde 2.Abdülhamit iktidarına muhalif olarak ortaya çıkan, genç ve eğitimli kesimlerden oluşan gruptur. Jön Türk grupları […]

TRUMP DÖNEMİNDE GÖÇMENLER VE SIFIR TOLERANS POLİTİKASI

Amerika Birleşik Devletleri’nin 45. Başkanı olan Donald Trump, gerek sansasyonel açıklamaları gerekse iç ve dış politikadaki uygulamalarıyla akıllara kazınan bir lider olmuştur. Sağcı popülist olarak nitelendirebileceğimiz bir çizgide seçim kampanyası yürüten Trump, bu dönemde sert göç karşıtı söylemleriyle oldukça dikkat çekmiş ve ABD’ye olan göçlerin kontrol edilmesini sağlamak amacıyla Meksika sınırına büyük bir duvar öreceğini vaat etmiştir. Ocak 2017’de Trump yönetiminin göreve başlamasından itibaren, göçmenlik ve seyahat kısıtlamaları konusunda katı bir tutum sergilenmiş ve çeşitli icraatlerde bulunulmuştur. İlerleyen süreçte ‘Sıfır Tolerans’ isimli politika uygulamaya konmuş ve yasadışı göçmenlerin hızla hapse atılmasının önü açılmıştır. Bu çalışmada, Donald Trump döneminde göçmenlere olan bakış açısı incelenecek ve özellikle ‘Sıfır Tolerans’ politikası üzerinde durulacaktır.

BİR DEMOKRATİKLEŞME GİRİŞİMİ: PRAG BAHARI

1968 yılı, tarihe damgasını vurmuş önemli yıllardan biridir. O dönemde hemen hemen tüm dünyada gerçekleşen öğrenci hareketleri, bu dönemi önemli kılan yegâne nedenlerdendir. Örneğin Türkiye’deki ‘68 Kuşağı’ ve Fransa’daki ’68 Mayıs Olayları’ bunlardan birkaçıdır. Bu araştırma yazısında ele alınacak ve 1968 yılında yaşanmış olan önemli olay ise ‘güler yüzlü sosyalizm’ anlayışının benimsenmeye çalışıldığı Çekoslovakya’da yaşanan ‘Prag Baharı’dır.

ŞİLİ-MAPUÇE SORUNLARI VE OLAĞANÜSTÜ HAL İLANI

Şili ve Mapuçe Devleti arasında yüz yıllara dayanan bir anlaşmazlık söz konusudur. Mapuçelerin tarihi milattan önceye dayanmaktadır. Oldukça köklü ve bağımsızlık adına savaşmış bir topluluktur. İspanya Devleti’nin büyük kolonilere sahip olduğu yıllarda işgale karşı direnen Mapuçeler, bağımsızlıklarını 1818’de elde etmişlerdir. Kolonyal periyoda direnen Mapuçe halkı, 1880’lerde Şili Devleti’nin topraklarını işgal etmesiyle bağımsızlığını kaybetmiştir.

ALMANYA SEÇİM SONUÇLARI VE TÜRKİYE’YE ETKİLERİ

Almanya halkı, 20. Dönem Federal Meclis’i (Bundestag) belirlemek için 26 Eylül 2021 tarihinde sandık başına gitti. Almanya’nın başkenti Berlin’de seçmenler oy kullanmak için sabah erken saatlerde seçim merkezine gitti. Oy verme işlemlerinin sona ermesinin ardından tüm gözler oy sonuçlarına çevrildi. Pazartesi gününün erken saatlerinde 299 seçim bölgesinden açıklanan sonuçlara göre Sosyal Demokratlar (SPD) oyların yüzde 25,9’unu, Hıristiyan Demokratlar Birliği (CDU / CSU) ise yüzde 24,1’ini aldı. Sonuçlara göre Almanya tarihinde ilk defa birinci olan parti yüzde 31’den daha düşük oy aldı.

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN TÜRKİYE’YE ETKİLERİ: MİLLİ KORUNMA KANUNU VE VARLIK VERGİSİ

1939 öncesinde hükümet, ‘Müdafaa Ekonomisi’ adlı bir rapor hazırlatmıştır. Bu rapor örnek alınarak ‘Milli İktisadi Kanun’ adlı yasa tasarısı hazırlanmıştır. Fakat sunulan bu yasa tasarısının hükümete sağladığı bazı ayrıcalıklardan kaynaklı olarak anayasaya aykırı olduğu tartışmaları başlamıştır. Yasaya karşı oluşan bu tepkilere karşılık olarak Recep Peker başkanlığında bir grup bazı değişiklikler yaparak yeni bir metin hazırlamış ve bu metin 18 Ocak 1940 tarihinde resmen kabul edilmiştir. Milli Korunma Kanunu, oluşabilecek olağanüstü bir durum için hükümete bazı görev ve yetkiler vermekteydi. Bu şekilde devletin müdahaleleri de meşru bir hal almış oluyordu

GÖÇÜN GÜVENLİKLEŞTİRİLMESİ BAĞLAMINDA SURİYE KRİZİ’NİN AVRUPA VE TÜRKİYE’YE YANSIMALARI

Günümüzde dünyanın birçok ülkesi için önemli konulardan biri de göçtür. Yoksulluk, çatışma, savaş gibi itici faktörler ve gelişmiş bölgelerdeki yaşam olanakları, eğitim, sağlık ve iş gibi çekici faktörler her yıl binlerce insanın ülke içi ve ülkeler arası yer değiştirmesine neden olmaktadır. Ancak bu hareketlilik siyasi, sosyal, kültürel, etnik, dini vb. ciddi etkiler ve sorunlara yol açabilmektedir. Suriye Krizi, özellikle göç boyutuyla Birliğin gündeminde önemli bir yer buldu.

EN UZUN SAVAŞ: ORTA DOĞU’DA KADIN OLMAK

Toplumsal cinsiyet eşitliği geçmişten günümüze büyük bir sorun olarak kalmaya devam ediyor. Bu soruna karşı dünya genelinde bir ilerleme olsa da 21. yüzyılda bile küresel anlamda cinsiyet eşitsizliği mevcut. Bu eşitsizlik oranının daha belirgin olduğu Orta Doğu’da ise ev içi şiddet, ev işlerinin eşit paylaşılmaması, cinsel şiddet gibi sorunlar zaten var olmakla birlikte pandemi bunu daha da derinleştirdi

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön