RUSYA-UKRAYNA KRİZİ BAĞLAMINDA ÇİN-TAYVAN ANLAŞMAZLIĞI

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin Çin tarafından kınanmamış olması, Çin’in çekimser kalması Tayvan ile ilişkilendirilmesiyle mi ilgiliydi? Tayvan-Çin anlaşmazlığı; öncelikle Tayvan’ın coğrafi özelliklerine değinilerek anlatılmaya çalışılmıştır. Anlaşmazlığın bir diğer kökeni tarihsel arka plandır. Diğer parametrelere bakıldığında; Rusya Ukrayna Savaşı, Rusya’nın ve Çin’in rekabeti ve ABD-Çin mücadelesi de anlaşmazlıkta önemli rol oynamaktadır.

KOLEKTİF GÜVENLİK ANTLAŞMASI ÖRGÜTÜ (KGAÖ)

2002 Mayıs’ında, ortak güvenlik için atılan adımların sağlamlaştırılacağı yönünde sözlerin verildiği bir Kolektif Güvenlik Konseyi oturumunda, antlaşmaya uluslararası örgüt statüsünün verilmesi konusunda anlaşıldı. Böylece, imzalanışından tam on yıl sonra, Kolektif Güvenlik Antlaşması’nın bir uluslararası güvenlik örgütüne dönüşümü başladı. Liderlerin söylemlerine bakılırsa örgüt yalnızca dışarıdan gelebilecek tehditleri savuşturmak için çalışıyordu, Vladimir Putin onuncu yıl konuşmasında böyle söylemişti. Fakat Rusya özelinde KGAÖ’nün NATO’nun Avrasya’daki karşılığı olarak algılandığı da tartışılmaktadır.

NEOLİBERAL DÜZENDE BİYOPOLİTİKANIN FEMİNİST BİR DÜZLEMDE TARTIŞILMASI: KADIN EMEĞİ

Emek, insanın kafa ve vücut çabası olarak tanımlanan bir üretim faktörüdür. İş dünyasında yer alan çalışanların tümü yetkisi fark etmeksizin emek faktörünün bir parçasıdır. Bu durumdan hareketle yazılan bu makalenin temel amacı; Foucault’un ele aldığı ‘Biyopolitika kavramı neoliberal toplum içerisinde kadın emeğini nasıl açıklar?’ tartışmasının geçmişten günümüze liberal ve marksist düşünceler çerçevesinde karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesidir.

TERÖRİZMİN PSİKOLOJİK BOYUTU: TERÖRİSTLERİN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ & TERÖRİZM İLİŞKİSİ (PSİKO-POLİTİK ANALİZ)

Politik psikolojinin araştırma konularından biri de terörizm ve teröristlerin psikolojileridir. Bu bağlamda, genellikle, terörizmin altında yatan motivasyonlar ve teröristlerin amaçları incelenir. Burada asıl sorulması gereken soru; ideolojileri, dini inançları veya etnik kimliği nedeniyle hayatının belli bir döneminde veya sürekli olarak haksızlığa uğrayanların neden hepsinin değil de sadece çok az bir grubun şiddeti bir ifade biçimi olarak seçerek terörizme yöneldiğidir.

VİŞEGRAD GRUBU

Vişegrad Grubu, 15 Şubat 1991 tarihinde ‘Vişegrad Üçlüsü’ olarak Macaristan, Polonya ve Çekoslovakya olmak üzere üç ülke arasında kuruldu. Daha sonra Çekoslovakya’nın Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olmak üzere ikiye ayrılmasından ötürü üye sayısı dörde çıktı ve grup bu dönemden, yani 1993 yılından itibaren ‘Vişegrad Dörtlüsü’ ya da ‘V4’ olarak anıldı.

DURMAKSIZIN GÖÇ VEREN ÜLKE: VENEZUELA

Venezuela, Güney Amerika’nın kuzeyinde bulunan ve 28 milyon nüfusa sahip bir ülkedir. Ne yazık ki özellikle 2015 yılından itibaren ülkede yaşanan ekonomik ve siyasi kriz, Venezuela’yı iç savaşla yerle bir olan Suriye’den sonra en çok göç veren ülkelerden biri haline getirmektedir. Son yıllarda her 5 kişiden biri ülkeyi terk ederken geri kalan nüfus da ülkenin sorunlarıyla boğuşmaktadır. Ülkeden verilen göç çoğunlukla diğer Güney Amerika ülkelerinde yoğunlaşıyor fakat Venezuelalılar aslında dünyanın her yerinde bulunuyor. Venezuela ile ortak sınırı bulunan Kolombiya 2 milyona yakın Venezuelalı göçmen barındırmakta. Kolombiya’yı ise Peru, Ekvador, Brezilya ve Şili gibi ülkeler takip ediyor. Dünya genelinde 6 milyona yakın Venezuelalı göçmen bulunmakta.

İTHAL İKAMECİ REFAH DEVLETİNDEN NEOLİBERALİZME: TÜRKİYE’DE YOKSULLUK (1980-2000)

Neoliberalizm, ekonomik olarak serbestleşmeyi ve küreselleşmeyi amaçlar. Bu amaçlar doğrultusunda ülkeler küresel pazarlara entegre olurlar. Fakat Türkiye gibi ithal ikameci ve refah politikalarından doğrudan neoliberal politikalara geçmek yoksulluk, gelir eşitsizliği gibi sonuçlar oluşturabilir. Bu olumsuz sonuçları önlemek için oluşturulan yanlış sosyal politikalar ise ülkeyi çıkmaza sokabilir. Bu makalede 1980-2000 arasında neoliberalleşen Türkiye’nin yoksullaşmasından ve bu yoksullaşma sonucunda geliştirilen birtakım sosyal politikalardan bahsedilecektir.

MAHNO VE MAHNOVŞÇİNA

1918 yılında, Ukrayna’nın kaotik bir dönem geçirdiği vakitte, Ukraynalı işçi ve köylüler bir bütün olarak başkaldırdılar ve bu eylem Mahno’ya ait olan anlamına gelen ‘Mahnovşçina’ adında bir hareketi ortaya çıkarmıştır. 1920 yılı boyunca Bolşevikler ile mücadele eden Mahnovistler, en sonunda yenik düşmüşlerdir. ‘Mahno ve Mahnovşçina’ adlı bu araştırma yazısında, bir takım yazılı kaynaklardan yararlanılarak, anarko-komünist lider Nestor Mahno ve onun önderliğinde birleşen Mahnovşçina hareketinin tarihsel ve toplumsal süreci ele alınarak okuyucuya aktarmak amaçlanmıştır. ‘Nestor Mahno kimdir ?’ ve ‘Mahnovistler kimlerdir ?’ sorularına yanıt verilmeye çalışılmış ve buna yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Bu bağlamda araştırma yazısında elde edilecek bulgular, tarihsel ve toplumsal süreç ve biyografi ile sınırlıdır.

JÖN TÜRKLERİN SİYASİ GÖRÜŞLERİ

ÖZ Bu çalışmanın amacı, Jön Türklerin siyasi olarak görüş ayrılıklarını, fikirlerini, düşüncelerini, amaçlarını ve faaliyetlerini incelemektir. Jön Türklerin faaliyetlerinin nasıl olduğuna ve neden görüş ayrılıklarının yaşandığına siyasi olarak yanıtlar arayacağız. TARİHSEL ARKA PLAN Jön Türkler, 1880’li yıllardan itibaren Osmanlı Devleti’nde 2.Abdülhamit iktidarına muhalif olarak ortaya çıkan, genç ve eğitimli kesimlerden oluşan gruptur. Jön Türk grupları […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön